MİM ve KENAN Beye AÇIK DAVET ve ...
Yazar
melih15Deneyimli Yazar
24/09/2004 : 08:00:53
Sayın mimmanagement ve kenan kablan bey,Yeni yeni siteye alışmış ve tam yazıları hazmetmeye başlamıştım. Her konuda faydalandığım forumlara haddim olmayarak yavaş yavaş katılmaya başladım. Ama tam bunları düşünürken bir de ne göreyim. Sizlerin veda yazılarını şaka mı ciddi mi olduğunu anlayamadan okudum. Değerli Abilerim, buna hakkınız yok bu davranışınızdan dolayı sizleri şiddetle kınıyorum. Ve ELVEDA yazısının altına yazdığım yazıyı burada tekrarlıyorum. Sizi hakkınız olmayan bir davranışı bırakarak Yaradan’ın can sağlığı verdiği sürede size verdiği görevi hakkıyla yerine getirmeye davet ediyorum. Sağlıkla kalın.mimmanagement abim demiş ki; “Testideki fazlaliklari aktarmaya calistim, susuz insanlara...Icen icti..icmeyen icmedi..icipte, icmedim diyenlerde oldu...icipte, icmedigini zannedenlerde oldu bu testiden."Bence o testideki fazlalık su değildi. Nasıl diyeyim, sanki hazmı zor, şifalı bir arı sütüydü. Ben böyle gördüm böyle algıladım. İnan ki herşeyden kıymetli o sütü içmede ve de hazımda zamana ihtiyacım var diye düşünüyorum. Ben son üyelerden olduğum için bu sütü biraz geç farkettim. Ve de iş yoğunluğu nedeniyle hazım aşamasından, katılım aşamasına da tam geçemedim. Çok eskilere dönüp okumaya çalışıyorum her topici. Hatta bir ara aman biraz bekleyin sizlere yetişemiyorum ben şunları bitireyim de öyle yeni konulara devam edelim demeyi bile çok düşündüm. Takışma ve atışmaların da yeni parıltılar çıkardığına eminim. Herkesin başta insan olarak buradaki yazılanlardan ve de görüşlerden çok etkileneceğini düşünüyorum. Tüm katkısı olanlara şükranlarımı sunuyorum.Testinin fazlalığından,Testi Sahibi dahil, kimseyi mahrum etmeye kimsenin hakkı yok...Sağlıklar diliyorum.
Kenan KablanEditör
24/09/2004 : 10:38:38
Sevgili Melih,Farkında olmak, yorumlamak ve paylaşmak bence yaşadığımızı hissetmemizin temel koşulları. Ben hiç bir zaman ve hiç bir sebeple bu üç fonksiyonumu 'bekleme' konumuna getirmeyi düşünmedim. Üstelik duygusal sömürü boyutuna getirip "veda" yazıları yazmak benim tarzım değil. Giden (ölen) her zaman daha kıymetli olur ya, bunu bilip kullanmak isteyenlerden olmadım. "Benden bilgi taşıyor" gibi bir söz sarfeden kişiden olsa olsa "kibir" taşıyordur, "enaniyet" taşıyordur. Beni kibre kapılanlardan etme Allah'ım!"Kıymetim bilinmedi" şeklindeki bir sunuş da benim tarzım değil. Aklı yerinde olan herkes kendine faydalı olanı bilir. Ben bir ürün koyuyorsam ortaya beğenilmiyorsa gerçekten kıymeti yoktur.Özetle diyeceğim; o veda yazısının benle bir katre ilgisi yok.Çelişkiler her insanın yapısında var. Buna kimsenin bir itirazı yok. Fakat TSK'ya bir araba dolusu laf edip hakaretler yağdıran ve TSK'nın onurlu bir mensubuna "Eksikliğiniz hissediliyor, ne olur gelin Akın Bey" şeklinde methiyeler ileten bir insanda çelişkiden öte kendini bilmezlikten bahsetmek gerekir -ki haklı olarak övdüğü bir insanın bağlı bulunduğu kurumu haksız olarak yermesi işin altında başka amaçların olduğunu da gösterir. Forumu kuruluş amacının dışında kullanan herkese tepki göstermek her üyenin hakkı ve belkide görevidir.TSK'ya kafayı takmış bu arkadaşın askerlikle ilgili bir problemi mi var yoksa? (*)Gerçek dışılık ve saçmalıklar bu kadarla da kalmıyor. Hızını alamayan sayın forum yazarımız yaseminece'nin Koç Grubu'nun e-dönüşümü konulu bir yüksek lisans tezi hazırladığını öne sürüyor. Üstelik yaseminece'nin bu tezi ilgili şahsın katkısıyla yazdığını iddia ediyor. İddianın hemen altında yaseminece bunun tamamen gerçek dışı olduğunu belirtmesine karşılık bizimki hiç bir tepki göstermiyor. Ortaya çıktığında utanacak olan zaten yalan söylemez veya söylerken biraz sıkılır. Her yazısında bana tekrar tekrar (ne için olduğunu halen anlayamadığım) özür dilememi emreden çok muhterem bu zat bir defa çıkıp bunlar için ilgili kişilerden özür dilemiş mi?Örneğin Levent'in "Demokrasi" üzerine çok ilginç bir denemesi vardı. Katıldığım noktalar olduğu gibi bir çok konuda ayrı düştük. Klasik anlamda; doğrudan, temsili veya yarı doğrudan demokrasi kavramlarının dışında bir yaklaşımı vardı anladığım kadarıyla. Bildiklerime aykırı fikirleri olmasına rağmen tartıştık, birbirimizi anlamaya çalıştık. Herhangi bir hakaretim veya kırıcı tarzda bir yaklaşımım oldu mu? Bu örneklerden sadece biri. Bir çok konuda üyelerin yorumlarına aykırı düşünceler ortaya koyduğum oldu. Benim yazılarıma da yekten "katılmıyorum" şeklinde yorum yapanlar oldu. Tartışmak ve tartışmayı bilmek haz veren bir durum benim için. Hiç kimseyle kişisel bir çekişme içine girmedim. Ta ki kendi reklamlarını yapmaya başlayana kadar. Kşiselleştiren ben olmadım anlayacağın. (Alevv'i hatırlatmak isterim)Fikirler ve kişisel yorumlar üzerinde saygı ile tartışırım fakat genel geçer doğrular üzerinde tartışmam, savaşırım. Biri çıkıp "Türkçe'nin kelimeleri yetersiz", "kolanın içinde tendürdiyot var", "Silikon petrolden elde edilir", "cpu'nun açılımı computer process....bilmem ne" ve benzeri bir düzine uydurma şeyden bahsediyorsa bunlara açıkça saçmalık derim, saygı duymam. Aslında bu tip sanrıları dile getiren kişi sıradan, bu konularla ilgisi olmayan biri olsa çok fazla tepki göstermem. Çünkü günlük hayatta ilgi alanı dışında kaldığı için bir sürü komik tahminleri olan insanlarla karşılaşıyoruz. Fakat Bilgisayar Mühendisi olduğunu söyleyen ve CPU'nun ne olduğunu bilemeyen biriyle karşı karşıya kaldığımızda söyleyebilecek tek sözümüz vardır: "hadi be!"Testi isem taşmıyorum. Eksiklerimi tamamlamak, kendimi ve farklı fikirleri tanımak için yazıyorum, okuyorum. Buraya katılan her üyenin de böyle düşündüğünü tahmin ediyorum."Ben oldum" diyen yanılır. Yarın daha iyi bir insan olmak için bu günü öğrenerek ve tartarak geçirmek zorundayız. Tatışmadan tartmak olmuyor.Doğruların söylenmesi gereken yerde, bildiğini söylemeyen dilsiz şeytandır.Bildiğimizi söylemeye devam.Sevgiler,
melih15Deneyimli Yazar
24/09/2004 : 13:20:22
Değerli Ağabeylerim,Hepimizin kabul ettiği bir gerçek var. Burada birbirimizin fikirlerinden faydalanıyoruz ya da fikirlerimizden faydalanılmasını sağlıyoruz. Bilgileniyouz ve doğru, güzel, uygun olanları alıyoruz. Bize yanlış gelenleri ise tartışıyoruz, deniyoruz, ya kabul ediyoruz ya da etmiyoruz.İki şey dikkatimi çekti. Bu tartışmalarda bazen karşımızdakini bu şu görüşten olabilir diyip onun tüm görüşlerine karşı çıkmak yada saldırmak yolunu seçiyoruz. Belki de o konuda daha önce aklımızda olan en kötü kişi veya olayı düşünerek saldırıyoruz karşı tarafa. Yani bizlere hiç yakışmayan şartlanmışlık.İkincisi ise genel konuların kişiselleştirilmesi. Ortaya konulan fikirler yanlış olsa bile bunu kişsel saldırıya dönüştürmenin doğru olmadığına inanıyorum. Kişsel hesaplaşmamız olmadığını herkes kabul ediyor. O halde burada konuşulan konularda kişisellikten kaçınmak lazım.Amacımızının, vatanımıza hizmet, insanımıza doğruyu güzeli göstermek olduğunda hemfikir olduğumuza göre “Birbirlerini yıkayan iki el gibi” olmamız gerekmez mi?Şuna inanın ki, ilk başlarda aranızdaki tartışmaları, konulara da tam vakıf olamadığım için şaka sanıyordum. Bence bu tartışmayı bir şakalaşmaydı diyip bitirmekte fayda var. Size yakışan, varsa bile ayıpları, yanlışları saldırıya dönük açmak, saçmak değildir. Neyi, nasıl, niçin, en güzel yapacağınızı bildiğinizden emin olarak, size yakışanı sizden beklemek bizim hakkımızdır... Sağlıklar diliyorum.
Ismail KIRTILLIYazar
24/09/2004 : 13:23:26 Bilgiler
Alıntı Yapılan Metin:
Yazıyı gönderen - mimmanagementO derki, " Hepiniz benim misafirimsiniz. Sizler aranizdaki problemleri kendiniz cözeceksiniz. Ben müdahale edemem." Ismail Bey haklidir..Aynen böyle düşünüyorum. Buradaki herkesin - birlikte yaşama, - sorun çözme, - yetkişkinler gibi tartışma, - yanlışları gösterildiğinde kabul etme, - bir yanlış gördüğünde uyarma beceri ve kapasitesine sahip olduğuna inanıyorum.Bu söylediklerim idael değerler, hepimizde potansiyel olarak varolan değerler.Bunların kullanılmadığı, yada bir tarafın kullanıp diğer tarafın kullanmadığı ilişkilerde, tartışmalarda da müdahil kişi ben olmak istemiyorum. Koniks, 2000 yaklaşan üyesi olan bir cemaat, ve ben uyarma, tebrik etme, takdir etme gibi işleri bu cemaatin yapmasını, kendi yolunu kendisinin çizmesini bekliyorum.Biz koniks'i en başından beri belli bir hedef ve inanç çerçevesinde oluşturduk, sonra bu sitede şekil buldu. Bundan sonraki şeklini de istiyorum ki, ana amacımıza aykırı olmayacak şekilde bu cemaatteki kişiler kendileri oluştursun. Bizim bu sitedeki rolümüz, hukuki bir sorun teşkil etmeyecek şekilde yazıların dönmesini, yorumların yapılmasını ve sitenin aktif halde çalışır durumda kalmasını sağlamak. Onun dışında benim bu sitedeki hakkım, kenan kablan'dan, mimmanagement'tan, iturkmen'den, devrim beyden, deniz hanımdan ve adını saymadığım diğer bütün yazarlarımızdan fazla değil. Dolayısıyla söz hakkımız da, o oranda değer görür olmalı.Tekrar özetlemem gerekirse, benim ve arkadaşlarımın sitede geçen tartışmalara fikir yönünde müdaheleleri ancak - katılım şeklinde olur: konuyla ilgili fikirlerini bildirirler.- müdahele şeklinde olur: koniks.com'u ve yasal sorumluluları olarak bizleri zor duruma düşürecek herhangi bir konuda yazarı uyarır, bilgilendirir, gerekirse başka yollara başvururuz.
Devrim ErsözYazar
24/09/2004 : 14:12:39
Değerli forum katılımcıları,Koniksle tanıştığımdan beri iki soru kafamı meşgul etti ve her gün ediyor.1. Bu siteden nasıl daha fazla yararlanabilirim.2. Bu siteye başkalarının yararlanması için neler katabilirim.Bu nedenle az ve öz yazı yazmaya dikkat ediyorum. Ahmet Bey, Kenan Bey, İsmail Bey Uğur Bey ve daha bir çok katılımcı siteyi olgunlaştırmış, fikirleriyle, araştırmalarıyla yazılarıyla değerli katkılarda bulunmuş kişilerdir. Günlerdir tartışmaları sabır ve dikkatle izliyorum. Burada kimse kimsenin şahsi fikrini kabul etmek zorunda değil. Ortaya konulan bilgiler incelenir, olumlu olumsuz çıkarımlar yapılır, herkes hür iradesiyle neye inanıp inanmayacağına karar verir. Tartışmalara takılıp sunulan ispatlara inanmaz ya da güvenmezse kendi doğru bildiği kaynakları araştırıp alternatif bilgi elde eder. (örneğin çiplerin kum, silisyum ya da petrolden üretilmesi savları vb)Bunun yanında inanç ve politik görüşlere de düşünce özgürlüğü sınırsızlığında saygı duyulması, tartışmaların kişiselleştirilip polemik malzemesi yapılmaması gerekir.Bu bakış açısıyla siteye verebildiğimiz maksimum bilgiyi katıp alabileceğimiz maksimum faydayı elde edebiliriz. Benim beklentim lütfen kimse forumdan ayrılmasın. Tartışmalarda uzlaşmak gibi bir kaygı olması zorunluluk değildir. Her fikir ve bilgi değerlidir, bunların nasıl kullanılacaklarına forum katılımcıları kendileri karar verir. Herkese selam ve saygılarımı sunuyorum.
Kenan KablanEditör
24/09/2004 : 18:32:48
mim,Bu tip saygısızlıklarına her zaman nasıl cevap verdiysem yine aynısını yapıyorum. Tüm hakaretlerini sana iade ediyorum. Şerefsizlik, ödleklik vs gibi...Senin tamamen yalancı olduğunu biliyorum. Yukarıda da yalan söylüyorsun. Ağa b.ku üstüne b.k olmaz demedim. Yalan söylüyorsun. ispat et, etmezsen ŞEREFSİZSİN!Malınla mülkünle uğraştığım yalan. İspat et, etmezsen ŞEREFSİZSİN!Açtığın konuları bloke ettiğim yalan. İspat et, etmezsen ŞEREFSİZSİN!Gel chat'e dediğin yalan. Önceki yazılarınla ispat et. kaçtığımı da ispat et, etmezsen ŞEREFSİZSİN!YAZILARINDAN DOLAYI (çok da umurumdaydı) seni savcılığa şikayet etmişim. Yalan. İspat et, etmezsen ŞEREFSİZSİN!Yaseminece "yardım edilmedi" demiyor. BEN BÖYLE BİR TEZİ HİÇ YAZMADIM DİYOR. Anlayabiliyor musun? kapasiten yetiyor mu bu cümleyi anlamaya. Gurur meselesi yapmış diye onun hakkında yalan yorumlar yapıyorsun. Doğruysa ispat et, etmezsen hem UTANMAZ hem ŞEREFSİZSİN!TSK'YI kötülemenin altında nasıl bir amaç yatıyor:"28 Şubat döneminde Genelkurmay tarafından 10 Haziran 1997'de hakim ve savcılardan başlayarak, işadamlarına ve gazetecilere verilen irtica brifingini para toplama konusunda en büyük malzeme yaptılar. Onlara göre, Müslüman sermayenin ilerlemesini istemeyenler, Müslümanlar'ın sanayi ve endüstride güçlü olmasını istemiyorlardı.""Türkiye'de yeşil sermaye diye adlandırılan holdinglerin 28 Şubat döneminde baskı altında tutulması Avrupa'da holdinglerin kasasının dolması anlamına geldi. Holdingler, 'Türkiye'de Müslüman sermayeye baskı kuruyorlar' diye markları, guldenleri, frankları topladılar. Konya'da tabela holdinglerin hepsi bu rüzgardan istifade ettiler.
"http://www.aksam.com.tr/arsiv/aksam/2003/01/11/yazidizi/yazidizi3.html
İşte iddiamın ispatı şimdi ŞEREFSİZ sen oluyorsun değil mi Ahmet efendi?
Meseleleri kişiselleştirme suçlamasını kesinlikle kabul etmiyorum. Ey kendini bilmez Ahmet efendi: Silikon-silisyum tartışmasında son noktayı kendince nasıl koydun hatırlatırım. Bana hadi sen madem öyle istiyorsun silikon kum olsun. diyen sen değil misin? SEN KİMSİN Kİ BANA LUTÜFTA BULUNACAKSIN. İt kağnı gölgesinde yürür kendi gölgesi zannedermiş. Nasıl dansöz gibi kıvırdığın ortada: Ben diyorum forumu kişisel amaçları için kullananlar üyeler tarafından uyarılabilir. İsteyen bu hakkını kullanır. Sen buna karşı çıkarken üyelerin bana cephe almasını sağlamaya çalışıyorsun. Her üyenin hata yapana tepki gösterme hakkı var.Küfür ettiğimi söylüyorsun. İspat et, etmezsen şerefsizsin!Levent'in konusunu sabote ve bloke ettiğimi söylüyorsun. Levent konuyu ne bana bağlı açtı ne de bana endeksli devam ettirdi. Ben bırakıyorum dediğimde nasıl sabote etmiş oluyorum? Eğer bu sabote ise sen her mimliyorum dediğin konuyu sabote etmiş oluyorsun. Levent'in yazılarını nasıl sabote ettiğimi kanıtla. Kanıtlamazsan ŞEREFSİZSİN!Gördüğü saçmalıklara kuzu gibi saygı gösterenler ancak senin gibi kişiliksiz ŞEREFSİZLERDİR. Ben SAÇMALIĞA SAYGI GÖSTEREMEM. Hiç kusura bakma mim efendi.Ben küçük çocuk olduğumu kabul ediyorum. Zaten çocuklar normalde küçük olur. Ama ne yazıkki sen büyük bir çocuksun. Yani görüntüsü büyük, karakteri çocuk birisin. Tek tek cevap vermeye çalışıp birileriyle s.d.k yarıştırmayı marifet sayıyorsun. Büyü biraz. Büyüyünce belki eline su dökecek birilerini aramaktan vazgeçer kendi eline kendi suyunu kendin dökersin küçük adam.Gelelim e-mail meselesine. Bana daha önce e-mail göndereceğini söylemiştin. Hani bekliyorum halen. Sanırım 1 ay oldu. nerede göndereceğin e-mail? Kim kaçıyor?Koniks platformunun dışında seninle hiç bir meselem yok. Kim olduğunu, ne yaptığını, nerede nasıl yaşadığını biliyorum. Bunlar benim araştırmayla değil ilginç bir tevafukla öğrendiğim bilgiler. İstesem istediğim şekilde ulaşabilirim sana. Ama şunu belirteyim 'umurumda değilsin'. Forumda muhatabım seninle. Başka bir ortamda senin için sarfedecek kadar değersiz hiç bir lafım yok.Bu yazı çok uzun oldu. Bu tip konularda ilk ve son defa bu kadar uzun yazıyorum. İçeriğinde hiç kimseye faydası olmayan bunca laf ettiğim için herkesten özür diliyorum. Bilgi ve düşünce içeren yazılarda buluşmak dileğiyle bu başlık altından ayrılıyorum.Mim sana bu konu ile ilgili söyleyeceğim son söz:Kendi reklamını yapma,Yanlış bir bilgi verdiğinde düzeltilmesine tahammül etmeyi öğren,Kimse hakkında yalan söyleme,Lafları değiştirip polemik konusu yapma.Bunlara uyar, bu şekilde yazmaya devam edersen başımın üstünde yerin var. Yok böyle devam ederim diyorsan ben de aynen devam edeceğimi belirtirim. Senin nasıl saçmalama hakkın varsa benim de karşılık verme hakkım var. Bunu AĞA'lık formuna sokup insanlara beni kötülemeye çalışma boşuna. Herkes eğriyi doğruyu ayırt edebilir merak etme.
Kenan KablanEditör
24/09/2004 : 23:11:41
Her iki tarafa da uzlaşma çağrısında bulunma nezaketini gösteren arkadaşlara teşekkür ediyorum. Bu arada her iki tarafa da zekice ve inceden dokundurmalar çok hoştu. Ben kendi hesabıma düşeni aldım. Muhabbet ile,Tepe holding ve mim holding karşılaştırması:http://www.google.com.tr/search?hl=tr&ie=UTF-8&q=%22tepe+holding%22&btnG=Arama&meta=http://www.google.com.tr/search?hl=tr&ie=UTF-8&q=%22mim+holding%22&meta=Gerçek Mim Holding: www.mim.com.au
Gerçek Mim Holding'i tanıyalım:
http://www.xstrata.com/management.php
Kenan KablanEditör
25/09/2004 : 03:31:51
Benim ortaya koyduğum şartlar bütün üyeler için geçerli.Senin benim için ortaya koyduğun şartlar ise kişisel.Bak burada da mı göremiyorsun olayı kişiselleştirenin sen olduğunu?Gelelim ortaya koyduğun maddelere:1- Eğer sen yorumun içine şahsi durumunu sokarsan ben ve tüm üyeler şahsınla ilgili yorum yapma hakkına sahip olur. Yok eğer sen bu kurala uyarsan kimse senle uğraşmaz. Uzun süredir forumu inceliyorsun. Bir sürü iş sahibi veya bir başka kurumda çalışan insan var. Hiç kimse kendi firmasının adını vermemiş. Dolayısıyla kimsenin iş yeri ile ilgili bir yorum yok. Hatta neredeyse mim holdingten başka hiç bir firmanın adı geçmiyor. (dolaylı olanlar müstesna) Şimdi eğri otur doğru konuş; ilk ben mi bahsettim mim holdingten?2- Ben tüm üyelere söyleyemeyeceğim bir koşulu sana da söyleyemem. Benim yazılarıma yorum eklemeyeceksin gibi bir yaptırım yetkisi kimsenin elinde mevcut değil. Senin de...Payıma düşeni aldım. Fiiliyata dökmeye de başladım. Yazılarımdaki tarz değişimden bunu herkes anlayabilir.Tepe holding ile mim holdingi karşılaştıran sensin. ben de karşılaştırmana katkıda bulundum. Bunda kızacak ne var ki?Hala aynı boruyu öttürüyorsun. Ben senin kim olduğunu hasbelkader öğrendim zaten diyorum. Sen ise "al sana ipucu, mim holding gmbh, ben gazetede de yazıyorum, beni araştır" filan diyorsun. Gel benle uğraş diyorsun, sonrada benim fikirlerimle ilgilen diyorsun. Karar ver senle uğraşılmasından hoşlanıyor musun yoksa gerçekten rahatsız mı oluyorsun. Aynı yazı içinde hem tahrik hem şikayet var. Ben de anlamadım seni.Kararsızlıklar, tutarsızlıklar, gereksiz yere kendinden bahsetmeler, yalnış bilginin düzeltilmesine hazımsızlıklar olmadıktan sonra herkesle birlikte çalışabilirim. Neden olmasın?
KKedi-tor
homerİyi Yazar
25/09/2004 : 09:03:27
ARKADAŞLAR,
Melih Beyi yapmış olduğu bu güzel atılım için kutluyorum.Ancak üzülerek görüyorumki bazı şeyler değişmiyor.Yine tartışmaya devam ediyorsunuz.Buna bir son vermek için "şu kişi haklıdır"diğeri defolsun gitsin dememizi beklemeyin.Burada sizi bukadar düşman yapan ne?Yada nasıl birşey insanları böyle karşıkarşıya getirebilir???Ne kadar kabul etmek istemesekte dogmalarımızla yaşıyoruz,onlardan birtürlü kurtulamıyoruz.Size kişisel tavsiyem;"Bu tartışmaların sonu yok,sürekli yeni şeyler çıkacak,bulacaksınız,kendinizin haklı olduğu gerçeğini bir kenara bırakarak bu kartopunu bir çığa dönüştürmeyin.Başka bir yazarın açmış olduğu konu altında birbirinizden bağımsız yazmak okadar zor olmamalı."Lütfen beni yanlış anlamayın amacım kimseye ders vermek değil,bu benim kişisel görüşüm.Saygılarımla.
Kenan KablanEditör
25/09/2004 : 13:41:16 Bağımsız yorumlar yapmayı doğru buluyorum. Fakat ekliyorum; her kim olursa olsun ister mim ister bir başkası konunun içinde şahsi konulardan bahsetmeye başlarsa diğer üyelerin de o yazarın özel konuları ile ilgili yorum hakkı doğar. Kendisi ile ilgili şahsi yorumlara maruz kalmak istemeyen şahsi konularından bahsetmez. Bahsederse muhtemel sonuçlarına katlanır.Bu konuda anlaşıyorsak benim için problem yok. İsteyen istediğini yazabilir. Kesinlikle şahsi bir müdahale ile karşılaşmaz. Kendi adıma teminat veriyorum.Bunda yanlış bir mantık varsa lütfen yorumlarınızı bildiriniz.
Kenan KablanEditör
25/09/2004 : 22:42:56
Ben sıkıldım.Al tepe tepe kullan. Amacın her ne ise ulaşana kadar kullan forumu.Arkadaşlar ve mim lütfen bu konuda başka bir şey yazmayın. Burada bitirelim bu konuyu. Baydı artık.Al senin olsun.Ben yokum burada bundan sonra. Hoşçakalın. (Dediğim gibi mim ara sıra girip okuyacağım için bu konuyla ilgili veya bana cevap hakkı doğuracak doğrudan benden bahseden veya ima eden yazılar yazma. Burada bitirelim bu konuyu. Çok ciddiyim.)
KKedi-tor
melih15Deneyimli Yazar
26/09/2004 : 11:01:54
Değerli Abilerim, bu işi burada tatlıya bağlayalım ve daha fazla uzatmadan bitirelim ne dersiniz?Kavganın, güzellikleri nekadar çirkinleştirdiği ortada. Bence "İki El Olalım Birbirimizi Yıkayan" bu çirkinliklerden uzak.Kişisellikten uzak, Yaradanımıza, Milletimize, Doğuranımıza, Doyuranımıza olan borçlarımızı sanal alemde de ödemek için yarışmaya devam diyorum. Her birimizin gerçek yaşamda kendi çapında tabi ki hak ödemeleri, çabaları var. Burada hiçbir menfaat gözetmeden, sadece inandığımız doğrular için, deneyimleri ve düşünceleri paylaşmakta, hatta dayanışma içinde olmakta, amacımıza daha uygun davranmış olacağız. Bu tartışmanın galibi olmaz. Sevgili ve de çok kıymetli Abilerim, haddim olmayarak büyüklük gösterimenizi bekliyorum. Yeni yeni konularda buluşmak üzere hepinize, en içten, kucak dolusu saygı ve sevgilerimi gönderiyorum. Sağlıkla Kalın.
Kenan KablanEditör
26/09/2004 : 21:35:52
Yaz diyorsunuz, ne yazayım?Nevşehir/Kaymaklı'da 5 milyon $, Bursa/Karacebey'de 3,6 milyon dolarlık tesisler kurduk. 1 kuruş rüşvet isteyen omadı. Teşvik belgemizi aldık, kullandık. Hem yerel makamlardan hem Ankara'dan gereken ilgi ve alaka gösterildi. Bunlar da benim tecrübelerim. İsteyene şahit de gösteririm belge de.İşte bu yüzden bir süre yazmama gerek yok. Ben küsmem. Küseni de sevmem. Okumaya ve kendimi geliştirmeye devam edeceğim. Bir gün tekrar görüşmek üzere.Sevgi ve muhabet ile,
KKedi-tor
melih15Deneyimli Yazar
28/09/2004 : 09:17:00
Konuyu fazla dağıtmadan "Neme lazım be" demiyen abilerime sevgi ve saygılarımla;BİR DEVLET NE ZAMAN ÇÖKER Kanuni Sultan Süleyman, en yüksek duruma getirmiş olduğu devletin akıbetini hayal eder, günün birinde Osmanoğulları da inişe geçer çökmeye yüz tutar mı diye derin derin düşünmeye başlar… Bu gibi soruları çoğu zaman süt kardeşi meşhur alim Yahya Efendi ‘ye sorduğundan bunu da sormaya niyet eder. Güzel bir hatla yazdığı mektubu keşfine inandığı Yahya Efendiye gönderir… “Sen ilahi sırlara vakıfsın. Kerem eyle de bizi aydınlat. Bir devlet hangi halde çöker? Osmanoğulları’nın akıbeti nasıl olur? Bir gün olurda izmihlale uğrar mı?” şeklinde mektubunu gönderir. Güzel bir hatla yazılmış mektubu okuyan Yahya Efendinin cevabı bir bakıma çok kısa bir bakıma içinden çıkılmaz bir hal alır: “Neme lazım be Sultanım!” Topkapı Sarayında bu cevabı hayretle okuyan Sultan, bir mana veremez.. Yahya efendi gibi bir zatın böylesine basit bir cevapla işi geçiştireceğini pek düşünmez. Söylenmeye başlar: “Acaba bilmediğimiz bir mana mı vardır bu cevapta?” Nihayet kalkar,Yahya Efendinin Beşiktaş’taki dergahına gelir.. Sitem dolu sorusunu tekrar sorar: “Ağabey ne olur mektubuma cevap ver. Bizi geçiştirme, soruyu ciddiye al !” Yahya efendi duraklar: “Sultanım sizin sorunuzu ciddiye almamak kabil mi? Ben sorunuzun üzerine iyice düşündüm ve kanaatimi de açıkça arz etmiştim.” “İyi ama bu cevaptan bir şey anlamadım. Sadece nemelazım be sultanım demişsiniz. Sanki beni böyle işlere karıştırma der gibi bir anlam çıkarıyorum.” “Sultanım! Bir devlette zulüm yayılsa, haksızlık şayi olsa, işitenler de neme lazım, deyip uzaklaşsalar, sonra koyunları kurtlar değil de çobanlar yese, bilenler bunu söylemeyip sussa. Fakirlerin, muhtaçların, yoksulların, kimsesizlerin, feryadı göklere çıksa da bunu da taşlardan başkası işitmese, işte o zaman devletin sonu görünür. Böyle durumlardan sonra devletin hazinesi boşalır, halkın itimat ve hürmeti sarsılır. Asayişe itaat hissi gider, halkta hürmet duygusu yok olur. Çöküş ve izmihlal de böylece mukadder hale gelir….” Bunları dinlerken ağlamaya başlayan koca sultan, söyleneni başını sallayarak tasdik eder, sonra da kendisini böyle ikaz eden bir alime memleketinin sahip olduğu için Allah’a şükreder, bu türlü ikazlardan geri kalmaması için tembihte bulunarak oradan ayrılır… Mektup bugün Topkapı da sergi halindedir…
Fikir7 Manset Haberler
08 Mayıs, 2007
ittihatcilarin demokrasi hazimsizligi
Yazar:
mim
Tarih:
8.5.07
0
Makale
Eklentiler: mim´e yanasma...
Koniks´ten ayrilma
KaganYazar
04/03/2005 : 17:24:15
18.Yüzyıldan beri batının Doğu toplumlarına karşı tartışılmaz üstünlüğü artık yavaş yavaş sona mı eriyor?
Kendisine bilim ve teknolojiyi ilke edinerek Doğudan yüz yıl ileri giden Batı artık bu üstünlüğünü Doğu toplumlarına mı devrediyor?
Doğu toplumları özellikle Kendisine Japonya'yı örnek alarak kaybettiği güveni ve bilimi tekrar ele geçirmeye başlıyor.
Özellikle Çin'in önlenemez yükselişi Batı'yı oldukça korkutuyor. Dev nüfus gücü-Köklü bir devlet oluşu Çin'e Liderliğe oynama yetkisi veriyor. Çin bu Oyunda kendine rakip olarak ABD yi seçmiş durumda UNRESTRİCTED WAR doktrinini geliştiren ve sınırsız her koşulda ABD ile savaşma gücüne ulaşmaya çalışan Çin bu sebeple SHANGAY BEŞLİSİ ni kurmuş ve hergeçen büyüyen bir güç duruma gelmiştir bu ittifak. Ancak bu İttifakta tek sorun enerji kaynaklarının paylaşılması.Nükleer gücede uşalan Çin!in tek korkusu enerji kaynaklarının yüzde sekseninin geçtiği MALAGA BOĞAZI (endonezya) işte sorun burada bu bölge ABD nin elinde Çinli strajesitler Herhangi bir anlaşmazlıkta Abd bu bölgeyi kapatıp Çin'i Sıkıştırabileceğini söylüyorlar.Bu güvenlik riskine rağmen, artık dev bir mekanizma haline gelen Çin ekonomisi önüne gelen her şeyi yutuyor.Geçen yılın rakamlarıyla, dünya çimento üretiminin yarısını, kömür üretiminin üçte birini, çelik üretiminin % 90''ını Çin tüketti.Bakır tüketimi ise diğer dünya devletlerinin toplam tüketiminin iki katı. Bu dev aksiyon elbette, yine dev bir reaksiyonu karşısında bulacak. Yani anlatmak istediğim korkunç bir tüketim bir yandan da korkunç bir üreticiliğe doğru atılan adım ve Çin-Rusya-İran-Hindistan gibi Militarist devletlerin oluşturduğu ittifak.Ortada kalan Japonya'nın ABD tarafına geçtiğini görüyoruz Pasifikteki Dört Kayalık adadan dolayı Çin ile arası açılan Japonya batıile sıkı ilişikilere girmiş durumda.Çin'in de ilk önce Japonya'yı yok edip bölgede tartışılmaz güç olma isteği!ABD-İSRAİL-JAPONYA ve buna karşılık ÇİN-RUSYA-HİNDİSTAN-İRAN-VENEZUELLABu bloklaşmada Avrupa devletlerinin nerde duracağı merak konusu ancak Irak savaşıyla ortaya bazı izlenimlerde görükmedi değil Fransa ve Almanya Doğu blokuna biraz daha yakın.Türkiye ye gelince ABD nin peşinde..ancak RUSYA ve ÇİN Türkiye yi ve Avrasya birliğinde görmeyi çok istiyor..
_istihbarat_Yazar
08/09/2005 : 21:15:00
KaganYazar
12/09/2005 : 10:49:41
merabalr bu topiğin başına neler geldi böyle mim inyazıları neden alındı? öğrenmek istiyorum. saygılar..
yaseminece81Gönüllerin Yazarı
12/09/2005 : 10:54:03
Yazılar anlamsızlaştı bizimde mi şimdi yorumları silmemiz gerek?
http://hascenedair.sitemynet.com
Ülke: Kuzey Kıbrıs TC Yazılar: 1070
mimYazar
12/09/2005 : 11:12:56
onu silene söylemen gerekiyor. bende üzgünüm."pireye kizip, yorgani yakma" buna denir.
Bilenle, bilmeyen bir olur mu ?.
Ülke: Bermuda Yazılar: 20
yaseminece81Gönüllerin Yazarı
12/09/2005 : 11:24:24
Sende az işler çevirmedin. Keşke biraz daha usturuplu yazı yazsaydın. Bak şimdi bütün yazıların gitti.
http://hascenedair.sitemynet.com
Ülke: Kuzey Kıbrıs TC Yazılar: 1070
-esperans-Yazar
12/09/2005 : 11:27:40
Sn.Kağan, çok güzel tespitleri bize ulaştırmışsın, teşekkürler. Ama bence dünya çok farklı veya yeni bir kutuplaşmaya gidiyor değil, böyle düşünmemin sebebini sizlere açıklayayım. Dünyada varlığını kesintisiz sürdürmüş milletler ve bunların sahip olduğu devlet yapıları her zaman için bir gruplaşma içindeydiler ve bu gruplaşmanın temel dayanağı da oryantalist-antioryantalist felsefelerdi. Batı ve Doğu değil, bu noktaya özellikle dikkatinizi çekiyorum.Batı-Batı Olmayan kavgası. Bu gruplaşma ile yönlendirilen insanlar hep birbirleri ile sıcak ve soğuk bir savaş ortamında bulundular. Peki bu gruplardan, örneğin Batılılar diye tanımlanan ve başını bir dönem Avrupa'nın, şu sıralarda ise Birleşik Devletler'in çektiği grup ile hiç mi bir doğu devleti ittifak kurmadı? Bugün sizin de dediğiniz gibi, bırakın doğuyu, bir UZAKDOĞU ülkesi olan Japonya-üstelik çok derin bir darbe ile kendisini yaralayan- Amerika'nın müttefikleri arasındadır. Orta Asya'da birçok devletin Amerika ile işbirliği içinde olduğu bilinen bir gerçektir. Bugün Doğu Bloku'nun en ağır parçalalarından olan Rusya'nın bile, en anlaşılmaz haliyle, zaman zaman Amerika ile eşgüdümlü hareket ettiğine şahit olabiliyoruz. Demek ki konunun gizinde, eski yüzyıllardan kalan düya kültürlerinden çok daha farklı ve de çok daha güçlü etkenler yatmaktadır. Dilerseniz, bu konuda da görüşlerimi biraz açmak istiyorum.Bugün dünya haritasında doğu-batı kavramı güçlü birtakım gelenekçi ve dinî anlayışlar dışındatamamıyla coğrafik bir kavram olarak kalmaktadır. Bunun en önemli iki sebebinden birincisi eski dünyanın bize bıraktığı kültürlerin bu son iki-üç yüzyılda çok önemli dejenerasyonlara tabi tutulmuş olmasıdır. Bu dejenerasyon hareketi, başta sömürgeci İngiliz locaları olmak üzere batı ülkelerinin bilinçli desteği altında gelişmiş ve bütün dünyada etkin bir hale getirilmiştir. Bütün dünya, birkaç yüzyılın ardından bir sabah uyandığında bir de bakmıştır ki; eski kültürler, yaşam biçimleri ve toplumsal anlayışlar ölmüş -en iyimser bakışla göstermelik kalmış- yerini ise yeni nesillerin Avrupaî ve Amerikan kültürlere dayalı "yoz kültür"üne bırakmıştır. Bu durum, millî bir yapı ya da bir devlet için en kötü durum olsa gerektir. Bugün dünyaya batıdan yayılan sosyalist, kapitalist, parlementer ya da liberal her yeni akım, ithal eden ülkelere beraberinde kendi çıkış milletinin değerlerini baz almış yoz bir kültür de getirmiş, yeni milletin coşkulu karşılaması ile birlikte çok daha dejenere bir kıvama erişmiştir. Ve ne ilginçtir ki, hemen hemen Avrupa kaynaklı Amerikan toplumunun -toplum ifadesi ile devleti bir bütün olarak ele alıyorum- bile reddettiği Almanya doğumlu Sosyalist anlayışı, en hararetli ve kanlı şekli ile Doğunun en önemli toplumları Rusya ve Çin uygulamıştır. Buradan yola çıkarak vardığım sonuç, dejenere bile olsa Batının arzuladığı bir kültür anlayışının Doğuda temeli sağlam bir şekilde yeretmiş olmasıdır.İkinci sebebe gelecek olursak, dünyada mevcut güç dengelerinden bahsedeceğim. Dünya üzerinde kurulu ve gerek konum gerek ekonomi gerekse savaş sanayiî bakımından tehlike arzeden bütün devletler birbirinden çekinen ve temkinli bir dış siyaset anlayışı gütmektedirler. Bizim meşhur bir atasözümüzün de söylediği üzre; Deli deliyi görünce sopasını saklarmış. Bu durumda, bu on-on beş tane güç odağı ülke, ellerinde bulunan haritayı en makul ve anlaşmazlığı asgarîye indirecek bir şekilde bölüşmeye girişmişlerdir.(biz bu bölüşmeye sömürgecilik olarak da, demokrasi bahanesi ile işgal etmek olarak da bakabilmekte hürüz,zira bu, kişinin göreli anlayışı ile ilgili bir meseledir.) Haritanın paylaşılan kısmı ise, gelişmemiş ikinci ve üçüncü dünya ülkeleridir. İşte bu çivinin çiviyi sökebilme gücünden kaynaklanan karşılıklı tavizler de dünya milletleri arasında bir gruplaşmaya sebebiyet vermiş, ve bizim aradığımız Batıcı anlayışı destekleyen doğulu yapılar da kısmen bu durumdan ötürü hayata geçmiştir.
her zaman saygı ile...
Ülke: Türkiye Yazılar: 21
-esperans-Yazar
15/09/2005 : 14:53:01
kendimi savunmak gibi algılanmasın ama sanırım bu sitede birilerinin üzerine gitme furyasından doğan bir ezilmişlik paranoyası var, bunu bence ne yapıp edip bir an önce üzerinden at sevgili polat. konu hakkındaki görüşlerim de daha geniş bir zamana kalsın, örneğin yarın, inceler ispatlarız birlikte.kimsenin kimseyi rakip olarak algılamadığı bir koniks dileğiyle.
her zaman saygı ile...
Ülke: Türkiye Yazılar: 21
mimYazar
16/09/2005 : 20:05:47
Alıntı Yapılan Metin:
Yazıyı gönderen - -esperans-kendi adıma imzaladığım bir sözleşme vardıSiz bu anlasmayi benimle imzaladiniz ve gerek bilerek veya gerek bilmeyerek, bazilarinin ekmeklerine yag sürdünüz ve 3000 in üzerinde yazim silindi yani bu anlasma furyasinda kurban edildi. Eger bu katliamla bir ilginiz varsa, allahin katinda iki elim sizinde yakanizdadir.MiM burada olmadigina göre, anlasmanin yerine getirilmesine de gerek kalmadi.
Alıntı Yapılan Metin:
ben size çağrıda bulunuyorum. [b]benden rahatsız olan varsa doğrudan adım ile başlık açsın, benim MİM adlı şahıs için yaptığım gibi, ve orada sadece benim yanlışlarımla ilgili konuşalım.MiM ile güzel bir oyun yaptiniz(!) Ama simdi oyun tersine döndü. Kazma kimsenin kuyusunu, kazarlar kuyunu misali...Benim sahsi savunmalarim haricinde, koniks´te - gecici bir süre icin- hicbir sekilde yazi yazmayacagimi daha öncede belirtmistim.
Bilenle, bilmeyen bir olur mu ?.
Ülke: Bermuda Yazılar: 20
-esperans-Yazar
17/09/2005 : 13:45:13
Öncelikle; ben o anlaşmayı seninle birlikte bütün forum sakinlerine karşı imzalamayı arzu ettim sayın MİM, ama sen nedense olmaz dedin ve ben de kendi adıma, senin anlaşmana da saygı duyarak bu anlaşmayı imzaladığımı beyan ettim. Neticede, anlaşmaya sen imza atmadın, olayı çarpıtma.İkincisi; bahsi geçen "katliam" ile bir ilgim yoktur, ki bir katliam olduğu kanısında da değilim, bunu kendisinin yaptığını, sürekli övdüğün ve adından yücelterek bahsettiğin İsmail Kırtıllı Bey açıkça ifade etmiştir. Ama sen bu kesin ve net cevaba karşın olayı kullanarak diğer forum sakinlerine yönelik saldırılarını sürdürmektesin.(İ. Kırtıllı'nın bu ifadesine MUZSEY adlı yazarın açtığı Kadın ve Pazarlama başlığı altında şahit olabilirsiniz.)Üçüncüsü; MİM burada olmadığına göre anlaşmanın yerine getirilmesine gerek kalmadı diyorsun,az önce söylediğimi yineleyeyim, ben anlaşmayı karşılıklı imzalamayı teklif ettim, ama sen reddettin. Dolayısıyla, bu anlaşmayı Koniks'in sen dahil bütün üyelerine yönelik imzaladım. Bunun yanısıra, anlaşmayı ihlal ettiğim de sözkonusu değil, yalnız, orada benimle POLAT kişisinin aramızda geçen diyalog hususunda herkesin görüş birliğine varmasını arzuladım. Nitekim yorum benim anlaşma maddelerimden biri olan kişisel tartışmaların özel mesaj kanalı ile sürdürülmesi konusunun anlaşılmasına yönelik yazdığım bir yorumdu.Bu konuda ayrıca belirtilmesi gerekiyor; MİM yoksa anlaşmaya uyma gereği kalmadı diye söylüyorsun ama sen hep burdasın MİM şahsı. Eminim, herkes karşısındaki her isimden sen olduğun yönünde şüpheleniyor. Ki bu senin de arzuladığın ve çocukça isteklerini tatmin eden bir hadise, ayrı bir tartışma konusu.Mim ile güzel bir oyun yapmışım ama bana dönmüş... Yine aynı mihverde aynı manevralar. Hadi oyun oynadım diyelim, bana döndüğünü nereden çıkarıyorsun? Polat isimli şahsa ifade ettiğim Benim sorunlarımı tartışacağımız başlık fikri benden doğmadı mı? Sen kendin hakkındaki sorulara cevap veremediysen benim de aynı duruma düşeceğim anlamına mı gelir bu?Şimdi sen bana cevap yazabilirsin MİM. Ama kendi adıma başlık açacağım, yazılar oraya gelsin. Ben söz verdiğim üzere bir günü dolan bu yazıyı kaldırıyorum ve karşımda tartışmadan ilginç bir biçimde çekilen POLAT'ı görmek istiyorum. Her ne kadar kendini ifade etmekte güçlük çekiyor olsa da yazdıklarını anlamaya çalışacağım.
her zaman saygı ile...
Ülke: Türkiye Yazılar: 21
yaseminece81Gönüllerin Yazarı
17/09/2005 : 14:54:04
hangi anlaşmadan bahsediyorsunuz?Benim kadın ve pazarlama üzerine bir yazım yok, onu başkası yazmıştır.
http://hascenedair.sitemynet.com
Ülke: Kuzey Kıbrıs TC Yazılar: 1070
mimYazar
17/09/2005 : 17:14:25
Alıntı Yapılan Metin:
Yazıyı gönderen - -esperans-Öncelikle; ben o anlaşmayı seninle birlikte bütün forum sakinlerine karşı imzalamayı arzu ettim sayın MİM, ama sen nedense olmaz dedin ve ben de kendi adıma, senin anlaşmana da saygı duyarak bu anlaşmayı imzaladığımı beyan ettim. Neticede, anlaşmaya sen imza atmadın, olayı çarpıtma.Benim düsüncem, sizlerin koniks ile ilgili ideallerinizi gerceklestirmeniz icin sizlere firsat vermek idi. Bu maksadim cercevesinde kendi anlasmami ve yine sizin teklif ettiginiz gibi sizinde anlasmanizi imzaladim.Bu anlasmaya göre ben % 80 koniks´ten cekilmeyi düsünüyor, bu acikligi sizlerin doldurmalarini imkan haline sokmak istiyordum.Çünkü benim buradan insanlari sogutma gibi bir ithami ciddiye almamda gerekiyordu.Fakast tam bu esnada, Kenan Kablan Editör yapildi ve o da benden intikamini, benim 3000 in üzerindeki yazilarimi silerek veya sildirterek aldi.
Alıntı Yapılan Metin:
İkincisi; bahsi geçen "katliam" ile bir ilgim yoktur, ki bir katliam olduğu kanısında da değilimSiz bilerek veya bilmeyerek, bardagi tasiran son damla olarak telakki edildiniz ve bu katliam olayi baslatildi yazilarima karsi.Sizi dogrudan suclamiyorum farkindaysaniz.
Alıntı Yapılan Metin:
bunu kendisinin yaptığını, sürekli övdüğün ve adından yücelterek bahsettiğin İsmail Kırtıllı Bey açıkça ifade etmiştir.Bunda haklisiniz ama aciklamasiz bir reaksiyon arkasindaki süpheleri ortadan kaldirmaz.
Alıntı Yapılan Metin:
Ama sen bu kesin ve net cevaba karşın olayı kullanarak diğer forum sakinlerine yönelik saldırılarını sürdürmektesin.(İ. Kırtıllı'nın bu ifadesine MUZSEY adlı yazarın açtığı Kadın ve Pazarlama başlığı altında şahit olabilirsiniz.)Buradaki yazim, sadece kendimi savunmam icindir. Kimseye itham yoktur. Tekrar okuyun.
Alıntı Yapılan Metin:
Üçüncüsü; MİM burada olmadığına göre anlaşmanın yerine getirilmesine gerek kalmadı diyorsunYukarda adi gecen anlasmanin nedeni; benim kisileri, bu forumdan sogutmam oldugu icin, "mim´lenme" adi altinda baslik acarak bu anlasmaya girmenizin asil muhatabinin ben oldugumu ortaya koydunuz.Burada dizginlenmek isteyen bendim ve bende kendi teklifim ile sizlere bir anlasma sunarak, kendimi, kendim dizginledim ve bunun sözünü de sizlere verdim.Fakat ben yazilarim geri gelene kadar burada yazmama kararini almak mecburiyetinde birakildigim icin, kendi anlasmam dahi kendiliginden gecersiz kaldi. Çünkü yazmiyorum.
Alıntı Yapılan Metin:
ben anlaşmayı karşılıklı imzalamayı teklif ettim, ama sen reddettin.Dogrudur. Çünkü ben sizleri öne gecirip, arkanizdan gelmeye karar vermistim.
Alıntı Yapılan Metin:
Bunun yanısıra, anlaşmayı ihlal ettiğim de sözkonusu değil Böyle bir iddiada bulunmadim. Ben olmadiktan sonra, beni alakadar edemez. Kendi meseleniz.
Alıntı Yapılan Metin:
orada benimle POLAT kişisinin aramızda geçen diyalog hususunda herkesin görüş birliğine varmasını arzuladım. Nitekim yorum benim anlaşma maddelerimden biri olan kişisel tartışmaların özel mesaj kanalı ile sürdürülmesi konusunun anlaşılmasına yönelik yazdığım bir yorumdu.Bu beni ilgilendirmiyor.
Alıntı Yapılan Metin:
Bu konuda ayrıca belirtilmesi gerekiyor; MİM yoksa anlaşmaya uyma gereği kalmadı diye söylüyorsun ama sen hep burdasın MİMBenimle anlasma imzaladiniz ve ben burada yazmiyorum. Bu demektir ki, benim anlasmaya uymama gerek kalmamistir. Eger burada yazi yazmaya devam etseydim, anlasmamin sartlarina göre yazacaktim. Buradaki iliskilerimiz, dolayisi ile anlasmamiz burada yazma hususunda idi.
Alıntı Yapılan Metin:
Eminim, herkes karşısındaki her isimden sen olduğun yönünde şüpheleniyor. Ki bu senin de arzuladığın ve çocukça isteklerini tatmin eden bir hadise, ayrı bir tartışma konusu.Serefim üzerine söz veririm ki, ben bu forumda fikirsel yazilar yazmiyorum yazilarim kayboldugundan beri. Baska isimde kullanmiyorum. Yanlis anlasilmasin mimmanagement´te benim nick´imdir.Ama sunu unutmayin ki, bu forumda sessiz kalipta, bana yapilanlara icerlemeyen az insanda yoktur. Kisacasi yazmiyorum burada.
Alıntı Yapılan Metin:
Mim ile güzel bir oyun yapmışım ama bana dönmüş... Yine aynı mihverde aynı manevralar. Hadi oyun oynadım diyelim, bana döndüğünü nereden çıkarıyorsun?Dostum, bekleyecegiz ve maskelerin düstügünü görecegiz. Ben burayi takip ediyorum.
Alıntı Yapılan Metin:
Polat isimli şahsa ifade ettiğim Benim sorunlarımı tartışacağımız başlık fikri benden doğmadı mı? Sen kendin hakkındaki sorulara cevap veremediysen benim de aynı duruma düşeceğim anlamına mı gelir bu?Ben kendi hakkimdaki her soruya daima cevap verebilecek kapasitedeyim. Kisisel sorular haricinde her soruyu da cevaplandirmisimdir her zaman. Ama ben kendime yular vurdurtmam. "Efendim kirmadan yazacakmisim" Bu kisilik yapisindadir insanin. "Degistiremem" dediginde de konsequenz cikartilabilir ki, buda yapildi ve yazilarim silindi.Aslina bakarsaniz bazen size haksizlikta ettigimi düsünüyorum. Eger siz, cöpcü kralin kendisi degilseniz.
Alıntı Yapılan Metin:
Şimdi sen bana cevap yazabilirsin MİM. Ama kendi adıma başlık açacağım, yazılar oraya gelsin.Buna gerek kalmadigini, eger cöpcü kral degilsen, benim gibi buradan cekilecegini görüyorum.
Alıntı Yapılan Metin:
Ben söz verdiğim üzere bir günü dolan bu yazıyı kaldırıyorum ve karşımda tartışmadan ilginç bir biçimde çekilen POLAT'ı görmek istiyorum. Her ne kadar kendini ifade etmekte güçlük çekiyor olsa da yazdıklarını anlamaya çalışacağım.Bu delikanliyi ben bir yildan beri tanirim. Kendisi ile 3-4 aydan beri kontagim yok. Fakat bu yeni yeni yazma cesaretini bulabilen delikanliya her ikinizin de muamelesi cok yikici oldu. O bir Pirlantadir, Saftir, Berraktir.Ayni sekilde bir arkadasa daha ayni muameleyi yaptiniz. Onu da yakinda kaybedersiniz buralardan.Bu sekilde mi koniks´i yasatacaksiniz ?
Yeni gelen, toy delikanlilar karsisinda sabirli, insafli, merhametli, egitici olmaniz gerekirdi.Ama benim meselem de degil bunlar.Koniks´te yazmadigimdan beri 400 ün üzerinde yazi yazdim trforum ve turkforum da "Kürt meselesi" hususunda.
Eger mim´in ne oldugunu, nasil sevildigini ve nasil sayildigini görmek istiyorsaniz, bir bakin."Kisinin ayinesi istir, lafa bakilmaz."13 e yakin gencle sevisiyorum fikirlerimle, hemde hepsi önce bana küfretti ve simdi de cok mu cok saygililar. Ben biliyorum. Koniks´te neden bunlar oldu ?
Üzdüysem özür dilerim.
Selam
Yazar:
mim
Tarih:
8.5.07
0
Makale
Eklentiler: Koniks´teki yazilarim...Hazin Akibetleri...
mim ve koniks
Bir insanın akıllı olmasına birşey dediğim yok. Yeter ki; aklını başkalarına kabul ettirmeye çalışmasın.
Ülke: Türkiye Yazılar: 67
homerİyi Yazar
19/02/2005 : 09:34:05
macromx in en üstteki ve lagutax in duvar kağıdı çok başarılı olmuş.
macromxYönetici
19/02/2005 : 09:58:51
LagutaxYazar
19/02/2005 : 18:43:48
Bir insanın akıllı olmasına birşey dediğim yok. Yeter ki; aklını başkalarına kabul ettirmeye çalışmasın.
**SökeR**
yaseminece81Gönüllerin Yazarı
20/02/2005 : 10:49:45
Yazar:
mim
Tarih:
8.5.07
0
Makale
Eklentiler: Koniks´teki yazilarim...Hazin Akibetleri...
mim´lenmek
"mim"lenmek
"mim"lenmek
Yeni yazı gönder Yorum Gönder Yazıcı uyumlu
Yazar
-esperans-Yazar
08/09/2005 : 14:54:37 Bilgilerim Alıntı
Geçen yazımı okuyanlar görmüştür, MİM hakkında bir yazı açıp orada tartışalım demiştim. baktım olmayacak, bunu ben yapmaya karar verdim. bu yaştan sonra kimseyi kırmak-incitmek gibi bir amacım yoktur, gördüğüm bazı gerçekleri dile getirmek istedim, o kadar.birkaç gün oldu forumda dolaşıyorum. ve girdiğim her delikte, açtığım her başlıkta, gördüğüm her köşede seninle karşılaşıyorum arkadaş. kimi yazında ülkedeki bir yığın işadamını kurtarıyorsun, kimi yazında dünyaya çarpacak bir göktaşını durdurup patlatıyorsun deyim yerindeyse. kimi zaman sosyalistin en militaristisin, kimi zaman da kapitalistin kralı oluyorsun. bir şu gerçek(!) var; çok biliyorsun. ne hakkında olursa olsun biri bir düşünce belirtiyor, sen de hemen ona karşıt bir düşünce üretme işine girişiyorsun. Karşı koyacak birşey bulamazsan ne yapıyorsun peki?"şu olmuş bu olmuş" diyorsunuz. vay efendim şunun olduğunu da bilmez miymişsiniz?"şöyledir böyledir" diyorsunuz.yoksa şunu bilmiyor musunuz, demek bu konuda bilgisizsiniz, vay efendim bana herşeyi sorun, bu konuda türkiyede benim gibisi yoktur....gibisinden kafa karıştırır cümlelerle karşında ezik bir insan yaratma işine kalkışıyor, forum takipçileri tarafından helal sana be kardeşim, ne de çok şey biliyor! şeklinde düşünülmek istiyorsun. bunun örneklerini en saygın ortamlarımdan birinde yaşadım; safın biri seni bize bir peygamber gibi tanıtıyordu.yeri geldiğinde din savunucusu bir demokrat, yeri geldiğinde de devlet elden gidiyor diyen bir vaveylacı oluveriyorsun. bir de, siz hiçbir şey bilmezsiniz kardeşim, ben bu devletin en derin yerindeyim tavırların yok mu, hayran bırakıyor adamı sana. bu devletin kurtuluşu bir internet sitesinde kaldıysa vay halimize, değil mi?son model, fiyakalı ve çok iyi bir araban ve de şöförün var, en lüks semtlerden birinde, çok iyi bir evde oturuyorsun, dünyanın neredeyse bütün ülkelerini dolaşmışsın, demokrasi anlayışın çok iyi, okumadığın kitap yok, kitaplar yazmışsın aynı zamanda, köşe yazarlığına benzer, sözünün dinlendiği bir mesleğin var, başı sıkışanlar aman mim abi bizi mimle diye seni arıyorlar ve sen hemen meseleyi hallediyorsun, ... bunlar hemen hemen her yazında büyük bir ballandırmayla birer ikişer geçen mükemmellik emareleri sevgili dostum. ama inan, artık, üniversite okumaya taşradan henüz gelmiş ve seni bu sitede tanır tanımaz bir idol, bir peygamber sınıfına sokan saf çocuklar ve bir de buradan atılırım diye içinde bir korku olan forum acemileri ve tırsaklar dışında kimse bu numaraları yemiyor ya da yemiş gibi yapmıyor. eğer devleti emanet ettiğimiz şerefli görevlilerden biriysen, kalk bilgisayarının başından, git batmakta olan devletimizi kurtar. ama sen şimdi diyeceksin ki, ben geceleri uykumdan çalıyorum ve buraya yatırım yapıyorum, kusura bakma ama, bu yatırımdan çok, deyim yerindeyse batırımdır, kafa karıştırmaktır. anladığım kadarıyla sen bu derin devlettir, derin idaredir falan efsanelerle çok zaman geçirmişsin ve bu tecrüben sende bir efsane olma isteği uyandırmış, sen de bu derinden yöneticilik arzunu ve derin devlet gibi davranma eğilimlerini burada tatmin etmeye çalışıyorsun. tabi bu benim görüşlerim. bir arkadaşım vardı, seni bana öyle anlatmıştı ki, sen hiçbir şeyi cevapsız bırakmayan ve sonsuz bilgeliklerle donatılmış bir bronz heykelmişsin. bu sözlerim koltuklarını kabartmıştır ama üzülerek söyleyeyim mim, o çocuğun kafası çalışmıyordu. evet, arkadaşımdı ama kabul ediyorum, kafası çalışmıyordu. yani demek istediğim, hala hayranların var, buna emin ol.iki günde gördüklerimle bu kadar yorum yapabilmemi, seni çok okumama borçluyum. şimdi sayın mim, senin söylediklerinin ve anlattıklarının bir kısmına bakılırsa cahil bir insan değil, aksine gerçekten bilgilisin. ama insanlara artık ahkam kesme; sadece tartışma ortamı yapıp insanları yenmek için karşı görüşler sunumuş gibi görünmeye çalışma. madem bu kadar bilge ve tecrübelisin, varsın bu meziyetlerin kendi varlıklarıyla belli olsunlar.söyleyeceklerimden en önemlisi şu ki; bu siteyi eğer sen hazırlamışsan çok iyi hazırlamışsın ve geleceğin en geniş bilgi kaynaklarından biri olabilecek bir eser ortaya koymuşsun. bu açıdan seni tebrik ediyorum. ama gel, bu potansiyelin önünde bir engel gibi durmaya ve insanları bu siteden soğutmaya bir son ver.selamlar...
her zaman saygı ile...
Ülke:Türkiye Yazılar: 21
İlgili Yorumlar (Sayfa : 1 / 1)
Kenan KablanEditör
08/09/2005 : 15:17:20 Bilgilerim Alıntı
Alıntı Yapılan Metin:
Yazıyı gönderen - -esperans-ve insanları bu siteden soğutmaya bir son ver.
KKedi-tor
Ülke: Çin Yazılar: 830
Sayfanın Üstü ^
-esperans-Yazar
09/09/2005 : 11:19:44 Bilgilerim Alıntı
MİMLENMEK, evet, bu şekilde. sen yine yaptın yapacağını, meseleyi MİMLEMEK olarak görmek istedin. çünkü çevrende gelişen olayları kendini merkez alarak yorumluyorsun. gerçekten de senin istediğin ifade olan MİMLEMEK senin işlediğin bir fiilken MİMLENMEK, kastedilen forum sakinlerinin işlediği bir fiildi. ben bu başlığı değiştiremem, çünkü bu yazıyı yazarken SEN değildim, buradaki forum sakinlerinden her biriydim.yazımı bu kadar iyi analiz edip saygı ile karşıladığın için teşekkür ediyorum. gerçekten şimdi; yazdığın kadar bilen birisi gibi davrandın. anladığım kadarıyla bu sitede de bir moderatör işlevi görüyorsun, şu halde bu güzel eseri ortaya koyan İsmail KIRTILLI Bey'e tebriklerimi iletmiş olayım, sana da emeklerin için sağol diyeyim.Gelelim bu vize olayına;MİM sen bu vizeyi tasarlarken çok derin düşündüğün belli oluyor, nitekim, ben/biz tarafından açılacak konulara kesinlikle yorum eklemeyecekken, kendi açtığın konulara oradaki ifade tarzınla bir bakıma teşvik ediyorsun, çağırıyorsun. bu da senin şimdiye dek bağıran, hep nokta koyma ve hükmetme eğiliminde olan imajını zamanla değiştirecek bir harekettir.bu psikolojik uygulaman tutar ama nereye kadar? ben böyle yorumluyorum ama bence bu maddeler daha güzel düzenlenebilir; en azından seni bertaraf etmeyecek bir şekilde. oysa senin, zaman zaman kendi ifadenle yüksek sesli olsa da çok gerçekçi fikirlerin olduğunu düşünüyorum, açılan konuları bu düşüncelerden mahrum etmek yerine daha değişik ve gerçekten fikir belirtmeyi amaçlayan bir üslupla yazarsan bence daha faydalı olur. şimdi; vizenin maddelerini bu şekilde değiştirmeye var mısın? gel böyle deneyelim, o zaman koniks okulunun başarılarına hep birlikte ve gururla şahitlik edelim...--------------------1. Ben ve bütün herkes yasal düzenlemeler çerçevesinde istediği konuda fikir belirtmekte serbesttir. 2. Bilgisi çeşitli alanlarda yoğunlaşmış üyelerden bu konularda bilgilenmek ya da ödev amaçlı yardım istenebilir, kişi yardım edip etmeme konusunda özgürdür.3. Ben de sizin acacaginiz konulara kesinlikle ezme ve üstünlük sağlama amaçlı yorum yazmayacağım, normal bir forumda olabileceği gibi sadece fikirlerimi, uygun bir üslupla dile getireceğim. Bunda ise, bilgilendirmek ve özgür fikirlerimi dile getirmek tek amacımdır.4. Tartışmalarda konuyu dağıtıp kişisel meseleler haline getirmeye müsait her düşünce özel mesajlarla iletilecektir. Böylelikle, forum sakinlerinin bu konuda rahatsızlık yaşamasının önüne geçilecektir.--------------------Bana göre, bu şekilde düzenleyeceğin bir vize, sadece senin ve benim değil bütün forum sakinlerinin imzalayabileceği bir vize olur. Eminim, bu sözleşmeye herkes tarafından itibar gösterilirse, koniks okulu arzu edilen seviyeyi bile aşacak bir bilgi hazinesi konumuna gelecektir.selamlar...
her zaman saygı ile...
Ülke: Türkiye Yazılar: 21
Sayfanın Üstü ^
-esperans-Yazar
09/09/2005 : 14:34:35 Bilgilerim Alıntı
her zaman saygı ile...
Ülke: Türkiye Yazılar: 21
Sayfanın Üstü ^
suat7804Yazar
09/09/2005 : 15:59:39 Bilgilerim Alıntı
Bir insan düşünün hayatının tümünü muhalefet yaparak geçirsin ve de bununla gündem oluşturarak kendini önemli hissetsin.Bırakın kendisi bir konuda yazı önersin.Yazının konusu da nasıl muhalefet yapılmalı?
dert bizde derman sende
Ülke: Türkiye Yazılar: 70
Sayfanın Üstü ^
elif çakanYazar
09/09/2005 : 17:26:02 Bilgilerim Alıntı
üzerinde bu kadar inceleme yapılacağına neden tepkisiz kalıp susturmuyorlar mim'i..muhalif ruhlu ve söylenen herşeye cevap verme heveslisi bu arkadaşa uyup cevap verileceğine bırakalım mim olan yerler gözümüzde karanlık kalsın,bir başlık altında yazısı varsa okumadan geçelim,gözümüze batmak için herşey yapan,ilgi toplamaya çalışan bu beye verilecek en büyük ceza görmezden gelmektir herhalde..bırakalım kendi haline..ve kenan kablan arkadaş,Allah aşkına şu beyin göndermelerine yanıt verme...bırak o bilsin herşeyi,oraya buraya saldırsın,kendi kendini tatmin etsin...
Ülke: Türkiye Yazılar: 21
Sayfanın Üstü ^
mimYazar
13/09/2005 : 18:49:44 Bilgilerim Website Alıntı
SORUMLU ARANIYOR ?Benim 3.000 in üzerindeki yazim, bana hicbir bilgi veya uyari yapilmaksizin ortadan kaldirilmis durumdadir. Hepsi silinmis görünüyorlar.Yazilarimin akibetlerini ben ve insanlar merak ediyoruz. Benim bu yazilarim kim tarafindan, nereye birakildilar veya silindiler ?Bunu yapabilecek 2 kisi vardir.1. Ismail Kirtilli- Forum Yöneticisi2. Kenan Kablan - EditörYazilarimin akibetini ve sorumlularinin belirtilmesini istiyorum.
Bilenle, bilmeyen bir olur mu ?.
Ülke: Bermuda Yazılar: 20
Sayfanın Üstü ^
Harpacıİyi Yazar
14/09/2005 : 07:43:16 Bilgilerim Alıntı
Fikirlerimizi açıkça söyleyemediğimiz, ne dersek diyelim hep aynı söylemlerle karşılaştığımız, sıkışınca küfür ve hakaretlerine maruz kaldığımız, milletimize ve devletimize, devletimizin kurtarıcısı ve kurucularına, milli değerlerimize, saldırılardan ve çirkin yaklaşımlarıyla bizleri taciz eden "bu kişiden" bizleri kurtaranlara nekadar teşekkür etsek azdır.Sağolasın koniks ve onun duyarlı yöneticileri.
Ülke: Türkiye Yazılar: 164
Sayfanın Üstü ^
Ismail KIRTILLIYazar
14/09/2005 : 12:38:16 Bilgilerim Website Alıntı
1. yapmıştır.
Ülke: Türkiye Yazılar: 600
Sayfanın Üstü ^
elif çakanYazar
14/09/2005 : 14:54:52 Bilgilerim Alıntı
:)
Ülke: Türkiye Yazılar: 21
Sayfanın Üstü ^
Kenan KablanEditör
15/09/2005 : 15:14:46 Bilgilerim Alıntı
meşhur olmak isteyenler televizyona çıkıyor polat. burası meşhur olma yeri değil. sen sapla samanı birbirine karıştırmışsın.
KKedi-tor
Ülke: Çin Yazılar: 830
Sayfanın Üstü ^
tristapenaEditör
19/09/2005 : 17:09:30 Bilgilerim Website Alıntı
Hayır birde benim merak ettiğim bir konu var,diyelimki mim bizlerle paylaştıklarını okuyarak,gezerek,yaşayarak öğrendi.Sitede 3000 adet yazısı olan biri bu kadar zamanı nasıl buldu..
Ali GÜLCÜ
Ülke: Türkiye Yazılar: 342
Sayfanın Üstü ^
polatYazar
20/09/2005 : 12:29:27 Bilgilerim Alıntı
beni bu siteden neden atıldıgımı bir açıklama istiyorum sayın yöneticilere
kara kule
Ülke: Türkiye Yazılar: 36
Sayfanın Üstü ^
mimYazar
20/09/2005 : 12:42:49 Bilgilerim Website Alıntı
Güz mevsimi(KK) geldi Koniks´e atilan atilana, agactan koparilip, atilan yaparaklar gibi.Ben bnice baharlar, nice güzler yasadim, benim icin her ikiside güzel ama 20 yasindaki genc yapraklarin buradan atilmalari güzel degil.Sevgili Polat özel mesajini da aldim ve üzüldüm. Benim yapabilecek hicbir fonksiyonum yok koniks´te.Dogrudan dogruya Admin ile görüs. Seni sevdigimi bil.
Bilenle, bilmeyen bir olur mu ?.
Ülke: Bermuda Yazılar: 20
Sayfanın Üstü ^
mimYazar
20/09/2005 : 12:49:09 Bilgilerim Website Alıntı
Alıntı Yapılan Metin:
Yazıyı gönderen - Kenan Kablan
Alıntı Yapılan Metin:
Yazıyı gönderen - -esperans-ve insanları bu siteden soğutmaya bir son ver.Kimlerin soguttuguna en güzel örnek, 20 yasinda, daha yeni yazma xesaretini bulan bir gence, yani "polat" a yapilan muameleler.22 yasindaki "ka..." ya da ayni muamelenin yapilacagi sinyalleri verilmis ve susturulmus durumda, mim´in sogutucu olmadigi yavas yavas ortaya cikiyor. Bekliyor...Seyrediyorum. Zaman en iyi ve en dogru cevabi beraberinde getirecektir.Köhnemis, eski agaclar ne meyve verebilirler, nede millete hayirlari dokunabilir insanlara.Heler de bu agaclar kisir agaclarsa.esperanz ile Kenan Kablan´inda ayni kisiler olduklari yavas yavas belirginlesmeye basladi...Birisi sikayet ediyor, digeri ipi cekiyor...Tam Hitler devri.
Bilenle, bilmeyen bir olur mu ?.
Kenan Kablan
Editör
20/09/2005 : 15:28:38
Saın mim,imza kısmındaki reklamlar site kurallarına uygun değil.lütfen en kısa sürede gerekli düzeltmeyi yapınız.reklam konusunda doğrudan ismail bey ile irtibata geçebilirsiniz:
http://www.koniks.com/feed_us.asp?reason=2 (koniks veya herhangi başka bir sitede farklı bir isimle üye kaydım bulunmamaktadır. İlgilenenlere duyurulur.)(Ayrıca koniks'te şimdiye kadar hiç kimsenin yazısını silmediğimi de belirtmek isterim)
KKedi-tor
-esperans-
Yazar
20/09/2005 : 16:35:39
Bu hususta susmak için elimden geleni yapıyorum ama MİM kişisi,Kenan Kablan ile benim aynı kişiler olmadığımızı sana anlatmanın keşke bir yolu olsaydı da bu gereksiz savunmaya ihtiyaç duymasaydım. Ama bazıları bakar da görmezden gelirdi yine, çünkü nasıl işlerine gelirse öyle inanmakta ayak diriyorlar. Şikayet eden birileri ile birlikte de kimsenin ipini çekmiş değilim. Sitedeki kısa denebilecek ilk birkaç günlük sürede senin sergilediğin tuhaf ve saygısızlığa varan davranışları gördüm, bu tutumların yanlışlığına emin olduğum için de ifade etme ihtiyacı hissettim o kadar.Diğer konu alimin zikri ile fikri konusudur, ikinci bir isim kullanarak seni çökertme planları yaptığı hususunda KK'ın üzerine çok sert gidiyorsun, demek bu senin etkin yöntemlerinden biri diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Ama bu deklere ettiğim düşüncemle birlikte karşıma bir sorun çıkıyor, ben de düşündüğüme göre benim için de aynı yöntemin söz konusu olabileceği. Peki kimseyi bu hususta inandıramayacağımıza göre, varacağımız sonuç bu kısır döngü haline gelen paradoks mu? Madem sitede kimse kimsenin kim olduğundan emin değil, bence bu şüpheler herkesin içinde kalsın. Zaten MİM kişisi, eğer senin dediğin doğru olsaydı, yani sadece sana yüklenmemiz nedeniyle KK ile aynı kişiler olsaydık bu sitenin takipçilerinin yarısından çoğu biz olurduk, ki bazılarını sen de çok iyi tanıyorsun.Yoksa ben KK isem, aynı zamanda İsmail Kırtıllı mıyım? Yoksa ben hem yaseminece81 hem Leventiscan mıyım? Aslında sana yakın duruyor olsa da Polat bile ben olabilir; siyahbeyazöykülerde de bana çok benzer taraflar var! Evet; esperans kişisi aslında bu sözlükte herkesle bağlantılıdır, yoksa seni yıkamazdı...İşte sana bir ton senaryo ürettim... Paranoyayı yaşam biçimine çevirmiş insanlar için artık varolan gerçekler bir şey ifade edemez ki?
her zaman saygı ile...
Harpacı
İyi Yazar
20/09/2005 : 18:07:05
Geçmiş yazıları incelediğinizde burada kimin kendi reklamını yaptığı ve başka başka isimlerle ortaya çıkıp birşeylerle uğraştığı açıkça görülür.Hiçbir yazı ve görüşü okumadan ona buna saldırarak MİM lemek ancak MİM e yakışıyor.
mimYazar
20/09/2005 : 23:52:45
IDDIA LAGVI1. Kenan Kablan diyor ki:"koniks veya herhangi başka bir sitede farklı bir isimle üye kaydım bulunmamaktadır. İlgilenenlere duyurulur."2. esperans diyor ki:"Kenan Kablan ile benim aynı kişiler olmadığımızı sana anlatmanın keşke bir yolu olsaydı da bu gereksiz savunmaya ihtiyaç duymasaydım."3. harpaci diyor ki:Geçmiş yazıları incelediğinizde burada kimin kendi reklamını yaptığı ve başka başka isimlerle ortaya çıkıp birşeylerle uğraştığı açıkça görülür.Bu ifadelerden hareket ederek, bu 3 kisinin ayni kisiler, yani Kenan Kablan olmadigini kabul etmek zorunlugunu kendimde duyuyorum.Süpheler mevcut olsa da, indizler ayni kisiyi gösterselerde, sahit ifadeleri olarak bu 3 kisinin ifadeleri kabul edildiginde, benmim iddiamin yanlisligi ortaya cikmaktadir.Bu konudaki ithamlarimi geri aliyor, itham ettigim arkadaslardan özür diliyorum.Bu konularla vakit kaybetmenizin koniks´e zarar verdigini de görerek, bu karari acelece verdim.Yolunuz acik olsun. Yeni konulara, yeni fikirlere dogru...
Bilenle, bilmeyen bir olur mu ?.
polatYazar
hiç kimsenin yazısı silinmediyse ne oldu ben atıldım diye yöneticelere soru yönetmek istiyorum cevab gelirse sevinirim buradan atılmak ben susturuldum diyelim sonra ne olcak
kara kule
polatYazar
22/09/2005 : 18:41:07
cevab yöneticlerden neden atıldım? atılmamım sebebi masonluk hakkındaki yazımı yoksa eger buysa kafama soru takıldı burada söz sahibi olankişlermimi ben sizlere demiyorum ama öyle galibakusura kalmayın
kara kule
Ismail KIRTILLI
Yazar
24/09/2005 : 12:10:11
http://www.koniks.com/policy.asp?nb=yes#kurallar
burada kurallar yazıyor, birinin mesajları silindi ise nedenini bu kurallarda arayın.Hele naşkalarının söylediklerine tahammüleri olmayanlar, her fırsatta başkalarına hakaret eden, laf sokanlar bana hiç demokrasiden bahsetmesinler.
polat
Yazar
demokrasi ne ki ismail kırtıllı insnsanlar yapay bir şeylerle kandırılmak isteniyor bana tam demokrasi ile yönetilen bir yer gösterin allah aşkına görünürde olabilir ama orada kesin birilerin kontrolü vardır inanın büyüklerimin bile bu sözcügü kullanmasına üzülüyorumbirde ben kimsenin üzerine gidip hakaret etmedim bunu bilin sadece soru yönelttim
Yazar:
mim
Tarih:
8.5.07
0
Makale
Eklentiler: mim´e yanasma...
mim´e soru
Kenan21
Yazar
(koniks.com´da sahsima sorulan soru)
04/03/2005 : 00:48:10
buraya bugün üye oldum ve buradakileri okuduktan sonra ne kadar cok sey bilmedigimi ögrendim ama bildigim kadarıyla kafamda olusan bazı soruları sormak ve eger biliyorsanız cevaplamanızı beklerim.son günlerde metal fırtına isimli bir kitap cok populer biliyorsunuz.bende okudum burada A.B.D nin ortadogu projesinden bahsediliyor ve sanırım gerceklik payı da oldukca yüksek. İran ve Suriye nin görünen hedefler oldugu acıkca ortada.benim ögrenmek istedigim Biz yani Türkiye tam olarak neredeyiz ya da gercekten A.B.D nin uzun vadeli hedeflerinden birimiyiz?
Yazar:
mim
Tarih:
8.5.07
0
Makale
Eklentiler: mim´e yanasma...
mim; bir fikir tetikcisidir.
yaseminece81
Gönüllerin Yazarı
29/12/2005 : 16:47:12
Yeni bir yıla daha koniksle giriyorum. Neredeyse 2 yıl olacak, her girmesem çatlıyorum ve genelde her şeyi paylaşmak istiyorum. Hiç aklımdan sağa sola yazmak gelmezdi. Koniksle yeni bir devir açıldı hayatımda. Bunda en büyük pay sahibi mim oldu belkide sürekli kızdırarak beni hep iteledi. Mime ve yazılarına çok kızarken şimdi anladımki ortalığı körükleyerek forumda çok işi başarmış. Eski yazanların çoğu kayboldu ortalıktan. Eski canlı günlere forumun dönmesi ümidiyle yeni yılınızı en içten dileklerimle kutluyorum. Uazun zaman giremeyebilirim. Mutlu kalın. İsmail Kırtıllı, Kenan Kablan ve tabiki Mimin geri dönmesi yazılara sarılması dileğiyle. Umarım uzun yıllar daha bu devam eder. Hoşçakalın.
Musul ve Hanedan...
Haşim Söylemez - h.soylemez@aksiyon.com.tr - Sayı: 480 - 16.02.2004
yorum ekle
Hanedan Musul'u istiyor
Osmanlı Hanedanı üyeleri Musul ve Kerkük"teki gayrimenkulleri için Amerika"nın oluşturduğu ofislere resmen başvurdu. Bu arada, Musul ve Kerkük"teki Osmanoğullarına ait miras hakkının 1930 yılında İsviçre Federal Mahkemesi tarafından vârislere bırakıldığı ortaya çıktı. Irak"ın siyasi geleceği dünya kamuoyunda tartışılıyor. Tank ve topla Irak"a "demokrasi" getirmek isteyen Amerika, "Nasıl bir Irak?" sorusuna cevap arıyor. Şiiler, Barzani ve Talabani gruplarından oluşan Kürtler, Türkmenler ve Araplar bölgede etkili güç olmak için kıyasıya mücadele veriyor.
Güçlü olan grupların, coğrafyanın siyasi geleceğinde bir adım önde olma gayretleri, işleri daha da karmaşıklaştırıyor. Şiiler bir bölgeyi, Kürtler Irak"ın kuzeyini istiyor, Araplar da "Burada ben de varım" diyerek sesini yükseltiyor. Türkmenler ise sadece siyasi yapıda yer almayı ve insanî haklarını talep ederek dünya kamuoyuna mesaj vermeye çalışıyor. Türkmenler en makul tavrı ortaya koyarken, Kürtler kuzeyin patronluğunun kendilerine verilmesini istiyor ve "Kürdistan kurulmalı" diyor. Zaten Kuzey Irak"ın istikrarı önündeki en önemli problem olarak da Kürtlerin "özerk" devlet talebi gösteriliyor. Bu yüzden Arap saçına dönen ortamda Kürtlerin Musul ve Kerkük üzerine oyunları ise kanun ve kuralları etkisiz hale getiriyor.Irak"ta hâlâ bombalar patlıyor, savaş şekil değiştirerek devam ediyor. Ancak 35 yıllık Baas istibdadı altında ezilen insanların gelecekleri için kıpırdandıkları da bir gerçek. Bunun için daha önce bölgeyi terk etmiş Şiiler, Araplar, Kürtler ve Türkmenler vatanlarına dönüyor. Irak"ta çeşitli gruplardan oluşan konseyler kuruldu; yağmalardan kurtarılmış devlet arşivleri ve evraklar kontrolden geçirilip bir düzene kondu. Kürtler ellerindeki tapuları oluşturdukları bir komisyonda topluyor. Aynı şekilde Musul ve Kerkük"te Türkmenlerin gayrimenkul haklarını takip etmek için "Türkmen Konseyi" oluşturuldu. Şu ana kadar 15 bin Türkmen gayrimenkullerini almak için Irak"taki geçici hükümete dilekçe ile başvurdu. Bölgede "insani bunalım" tehdidi sürerken ABD"nin başını çektiği koalisyon hükümeti gayrimenkul sorununu çözmek için geçtiğimiz hafta bir "Yürütme Kurulu" oluşturdu. Bölgede yaşayan halklar birer dilekçeyle bu kuruluşa başvuruyor. Şu ana kadar 15 bin Türkmen gayrimenkullerine kavuşmak için dilekçesini ilgili mercilere verdi. Irak"ın genelinde ise 5 milyon insan hak talebi için kurulun ilgili ofislerine resmi olarak isteklerini iletti. Ayrıca Osmanoğulları, Osmanlı"dan kalan miraslarına kavuşmak için özellikle Musul ve Kerkük"te evrak-ı metrukelere dayanarak ilgili mercilere başvurdu. Sadece aileler ve şahıslar değil devletlerin de bölgede kaybolan hakları için hak talebinde bulunma istekleri gündemde. Devletin başında bulunmuş, gizli arşiv kayıtlarını incelemiş olan eski cumhurbaşkanı Süleyman Demirel savaş öncesinde belge ve bilgilere dayanarak "Tarihle fazla oynamamak lazım" diyerek Türkiye"nin petrol hakkı için "Arabayı değil ama sileceğini alabiliriz" benzetmesi yaparak bir şeylerin alınabileceğini ima etmişti. "Türkiye"nin böyle bir talebi olacak mı?" sorusu karşısında Dışişleri sessizliğini koruyor ve konunun netleşmesini bekliyor. Dışişlerinin Kuzey Irak"ta özerk bir Kürt devletinin kurulması durumunda bu talebi kesin olarak yürürlüğe koyacağı belirtiliyor.Osmanoğulları konseye başvurduMusul ve Kerkük"te yaşayan halkların haklarını alma çabası ile birlikte ünlü aileler de yıllardır "üzeri örtülü" hakların peşine düştü. Osmanlı hanedanı soyundan gelen Osmanoğlu ailesi bölgedeki gayrimenkulleri için gerekli bilgi ve kayıtları topladı. Musul ve Kerkük"teki petrol ve toprak hakları için bölgeye gönderdiği avukatlar Amerika"nın oluşturduğu ofislereresmen başvurdu. Aile mensupları konu ile ilgili konuşmak istemiyor. Hatta yanlış anlaşılır endişesiyle meselenin tamamen gizli kalmasını tercih ediyor. Ancak süreci takip eden uzmanlar, ailenin yıllardır gayrimenkulleri için çalışma yaptığını belirtiyor. Aslında ailenin Musul ve Kerkük"ten pay alma girişimi ilk kez olmuyor. Hanedan mensupları geçmiş dönemlerde de girişimde bulunmuş ve bazı olumlu kararlar çıkartmayı başarmışlardı. Fakat konunun net olarak anlaşılması için geçmişten günümüze bir yolculuk yapmak gerekiyor.Bölgede petrol olduğunu anlayan Sultan 2. Abdülhamid, burayı İngilizlere kaptırmamak için Musul ve Kerkük"ün önemli bir kısmını kendi şahsi mülküne geçirir. Sultanın tapusunu delil gösteren Osmanoğlu ailesi Lozan"da konuyu gündeme getirir. Ancak İngilizler planlı bir manipülasyonla konuyu araştırıp ortaya bir ferman çıkarırlar. Fermana göre, 2. Abdülhamid tahtı bırakırken, şahsi tapusunu "fakir kalmasın diye" devlete hibe etmiştir. İngilizler fermanı Lozan"da delil olarak sunarlar. Savaş hukukuna göre devlete intikal eden mallar artık devletindir. Dolayısıyla Musul-Kerkük Irak"ın elinde olduğu için burası artık Irak"ın malıdır. Böylece Osmanoğlu ailesinin hakkı da ortadan kalkmış olur. 1. Körfez Savaşı sırasında rahmetli Turgut Özal tarafından bu konuyu araştırmak için görevlendirilen ve hem İngiliz hem de Osmanlı kaynaklarını inceleyen Prof. Dr. Mim Kemal Öke bu fermanın İngilizler tarafından düzenlenmiş sahte bir belge olduğunu belirtiyor. Öke, İngilizlerin petrollere sahip olmak için böyle bir fermanı düzenlediklerini söylüyor; "Bu konuda her şey yapmaya hazırdılar. Sözü edilen fermanı da o dönemde İstanbul elçiliğinde tercüman olarak görev yapan İngiliz MI5"ten Sir Andrew Raine hazırladı." Öke"ye göre haklarını talep için konseye başvuran Osmanoğulları, dedeleri 2. Abdülhamid"den kalan miraslarına iyi hukukçular sayesinde kavuşabilirler. Osmanoğulları Musul"u kazandı...Lozan"da siyasi entrikalar karşısında geri adım atan Osmanoğulları daha sonraki yıllarda işin peşini bırakmadı. Kerkük ve Musul"un Misak-ı Milli sınırları içinde olduğu ve bölgenin masadaki oyunlarla kaybedildiği tarihçiler tarafından kabul ediliyor. Musul ve Kerkük"ün petrolleri ve yeni sahalardaki sondaj hakları 2. Abdülhamid adına kayıtlı. Sadece petrol değil aynı şekilde alanı kapsayan gayrimenkuller de Sultana aitti. Bu konuyu arşiv belgelerine dayanarak açıklayan Prof. Dr. Mim Kemal Öke"ye konu üzerinde araştırma yapmış tarihçi Orhan Koloğlu ile "Devletler ve Hanedanlar" isimli kitabın yazarı Tarihçi Yılmaz Öztuna da katılıyor. Ancak bu mülkler 3 Mart 1924 tarih ve 431 sayılı kanun ile elden çıktı. Kanuna göre hilafet kaldırıldı, hanedan üyeleri dışarı çıkarıldı. Vatandaşlık haklarını kaybeden aile Musul ve Kerkük"teki miraslarını da doğal olarak kaybettiler. Buna rağmen hukuk mücadelelerine devam eden hanedan üyelerinin ülke dışındaki emlak ile ilgili davaları 1940"ların ortalarına kadar sürdü. Hatta hanedan mensupları Musul ve Kerkük"teki haklarını mahkeme kararı ile kazandı. Ancak işin içine siyaset girince istenilen sonuca ulaşılamadı. İsviçre Federal Mahkemesi 2. Abdülhamid"in Türkiye dışındaki emlakının vârislerine ait olduğuna hükmetti. Davayı yürüten varisler 1930 yılında 2. Abdülhamid adına 50 bin kadar tapu senedini ellerinde bulunduruyorlardı. Bunların toplam değeri o dönemde 300 milyon altın tutarındaydı. Ancak 1930"da Fransız-Türk, İtalyan-Türk ve İngiliz-Türk Karma Hakem Mahkemeleri üç ayrı görevsizlik kararı verdi. Bu karar üzerine aileyi yakından tanıyan Kanadalı bir zengin davayı üzerine aldı. İngiltere"de bakanlık yapmış Sir Stafford Crips, Haydarabad Nizamı"nın hukuk müşaviri Sir Valter Moncton, La Hey Adalet Divanı Başkanı Achille Mentre gibi ünlü hukukçular Kanadalı zengin adına davayı takip ettiler. Hukukçular Osmanlı sultanları ile aynı kaderi paylaşan ancak emlakını elde etmeyi başaran Alman İmparatoru II. Wilhelm"i emsal gösterdiler. II. Wilhelm savaş sonrasında Almanya"dan çıkarılıp emlakına el konulmuştu. Ancak Hollanda"da sürgün yaşayan İmparator II. Wilhelm hukuk yoluyla Almanya"daki gayrimenkullerini geri almayı başarmıştı.Alman imparatoru emsal gösteriliyorIrak, Sultan Abdülhamid"in emlakı üzerinde kendi ülkesinde dava açılmasını yasakladı. Irak"ta daha önce çıkarılan özellikle Saddam döneminde genişletilerek uygulanan kanuna göre dava açmaya kalkışanlar vatan haini sayılıyordu. Ama şimdi ne Saddam ne de kanunlar var. Osmanoğulları uzun yıllardır mücadele verdikleri miraslarını almak için Irak"taki bu rahat ortamı kaçırmak istemiyor. Üyeler 1930"daki İsviçre Federal Mahkemesi"nin kararını delil ve II. Wilhelm"i ise emsal olarak göstererek işi bitirmek istiyor. Hanedan üyeleri yarım kalan hesaplarını kapatmak için tekrar başvuruda bulunurken Musul ve Kerkük"te talep edilen hakların limiti ile ilgili çelişkili bilgiler var. Söz konusu yerin Musul ve Kerkük"teki petrol alanının tamamı olduğunu söyleyenler olduğu gibi vârislerin özellikle Musul"un yarısını alabileceğini belirtenler de var.Musul ve Kerkük"te Osmanoğullarından sonra söz sahibi olan bir başka aile de Neftçizadeler. Ailenin çok sayıdaki mensubu halen Kerkük"te yaşıyor. Neftçi ailesinin Kerkük civarındaki Babagürgür"de 400 yıllık petrol arama fermanı bulunuyor. İmtiyaz belgesinde hem II. Abdülhamid"in hem de Atatürk"ün imzası bulunuyor. Neftçizadeler"in petrol arama imtiyazları son olarak 1927 tarihinde İsmet İnönü başkanlığındaki Bakanlar Kurulu tarafından yenileniyor. Ancak Musul-Kerkük`ün kontrolü önce İngilizlere, sonra Iraklılara geçtikten sonra imtiyaz kullanılmadı.Nizamettin Neftçi buradaki hakkını elde etmek için yıllarca mücadele etti. Ancak Baas rejiminden dolayı sonuç almadı. Irak savaşının sona ermesinden sonra Neftçi ailesi konu ile ilgili belgeleri toplayıp hukuki mücadele başlattı. Bir dönem Kültür Bakanlığı yapan ve kısa bir süre önce vefat eden Nermin Neftçi haklarını almak için mücadele edeceklerini söylemiş ve hukuki delil anlamında sona yaklaştıklarını belirtmişti.Sonuç ne olacak?Uluslararası hukuk kurallarına göre kişisel haklar hiçbir şekilde kaybolmaz. Zaten uzmanlar, Kuzey Irak"ta eski tapu ve belgelerle açılacak davaların kolayca kazanılacağı görüşünde birleşiyor. Ellerindeki belgeleri delil olarak gösterip konseye başvuran Osmanoğulları ve 15 bin Türkmen"in talepleri sonuçlanmazsa ortaya başka bir seçenek daha çıkıyor. Yani bölge mahkemelerinin çözemediği davalar uluslararası mahkemelere gönderilecek. Bu arada şahsi mülkler üzerinde zaman aşımı söz konusu değil. Doğu Akdeniz Üniversitesi öğretim üyesi Doç.Dr. Ercan Çitlioğlu sağlam delilli davaların, siyasi engel olmazsa sonuca gidebileceğini söylüyor; "Bu konuda mağduriyet yaşanmaz. Kazanılmış hak süreklidir. Türkmenlerin ve Osmanoğullarının şansları çok yüksek."Davalar için çalışmalar sürüyor. Ancak Musul ve Kerkük"te Saddam döneminde bölgeye yerleştirilen Araplar ve son zamanlarda adeta tarihi kentlere akın eden Kürtler, yerleştikleri mekanı ve kullandıkları arazileri bırakmak istemiyor. Amerikalı yetkililer bu sorunu gidereceklerini açıklıyor ve gerekirse işleri uluslararası bir heyetin çözümüne bırakacaklarını belirtiyorlar. Ancak Türkmenler bu konuda pek iyimser değil. Mimar Sinan Üniversitesi öğretim üyesi Suphi Saatçi, Kürtlerin telkini ile çalışan Amerikalıların bu sorunu çözemeyeceğini düşünüyor. Saatçi"ye göre acilen uluslararası bir hakem heyetinin kurulması gerekiyor; "Şehir konseyi kuruldu. Dilekçelerimizi veriyoruz. Tarım arazileri, evler hep başkalarının elinde. 10 yıl önce gelip yerleşenler orayı kendi malı olarak görüyor. Fiili işgal durumu var. Geri dönen Türkmenler kendi evlerini alamadıkları için çadırlarda yaşıyorlar." Emlak anlaşmasıHukukçular ve uluslararası ilişkiler uzmanları, Musul ve Kerkük"te bireysel anlamda hak elde edilebilmesi için iki devlet arasındaki resmi anlaşmaları da ölçü olarak kabul ediyor. 1926 Ankara Anlaşması sadece sınırları belirleyen bir anlaşma olduğundan şahsi olarak hakların yitirilmesini getirmiyor. Bunun için bireysel haklar bu tarihe kadar korunuyordu. Ancak Türkiye, Osmanlı mirasının bulunduğu Mısır, Suriye, Ürdün gibi ülkeler başta olmak üzere Irak"la da bir emlak anlaşması imzalar. Emlak anlaşması her iki ülkede bulunan kişilerin gayrimenkul haklarının korunmasını içeriyor. Musul-Kerkük"te hakkımız vardır diyenlerin gözünde kaçan bu anlaşma ile aslında fiiliyatta olmasa da hukuken haklar korunmuş oluyor. Hukukçular, 1985"te imzalanan anlaşmanın geçerliliğini koruduğunu düşünüyor. O dönemlerde görüşmelere katılan Av. Habip Hürmüzlü; "Yapılan anlaşmada Irak"ta gayrimenkulleri bulunanlar için isterse satabilir, isterse bulundurabilir hükmü yer alıyordu. Bu anlaşma yürürlüğe konmadı ama hâlâ geçerliliğini koruyor. Yani hakları güvence altına alındı. Şimdiki konsey buna dikkat etmeli.
Yazar:
mim
Tarih:
8.5.07
0
Makale
Eklentiler: manda anlasmasi, musul
ANAYASA MAHKEMESi; SEZER´iN Mi ? Yoksa DERiN DEVLETiNMi ?
ANAYASA MAHKEMESI ve DEMOKRASi SEZER MAHKEMESiAnayasa Mahkemesi'nin toplam olarak 15 üyesi vardir ve bunlardan;11 asıl üyesinden 7'sini ve 4 yedek üyesinden de tamamıni, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer atamistir. Bu demektir ki;Demokrasinin;1. Yasama, 2. Yargi ve 3. Yürütme denen 3 ayagindan biri olan YARGI, Türk Ulusuna degil, Cumhurbaskani Ahmet Necdet Sezer´e aittir.Eger bir Cumhurbaskani 15 üyesi olan Anayasa Mahkemesinin 11 üyesini kendisi atamissa, Bu Mahkeme; "Sezer Mahkemesi" dir. Cumhurbaskani mahkemesidir.Bu demektir ki, Anayasa´yi koruyan mahkeme, dolayisi ile mahkemenin amiri Cumhurbaskani, Anayasanin ta kendisidir bu anti-Demokratik sistemde.Demokrasilerde tüm fonksiyonlar dolayli veya dolaysiz ayni kiside toplanamaz. TEK ADAMCumhurbaşkanı Sezer'in, denetim olmadan tek başına atama yetkisine sahip olması, Türk Demokrasisinin en büyük ayibidir.Bunun en büyük demokrasi ayibi oldugunu, bunun demokratiklesmede en büyük engel ve sorun olusturdugunu, Anayasa Professörü Çaglar´da defalarca dile getirmistir.Yine Caglar: "Anayasa Mahkemesi'nde görev yapan 15 üyeden 11'i Cumhurbaşkanı Sezer tarafından seçilmiştir. Son atamalarla Anayasa Mahkemesi "Sezer Mahkemesi" oldu." demistir. Cumhurbaşkanı Sezer'in tercih ettiği isimler dolayisi ile
Sezer;2015-2020 yılına kadar kritik kararlara imza atacaklardir. AMERiKAAmerika'da Bush, Anayasa Mahkemesi üyelerini Meclis'e öneriyor, Amerikan Meclisi de, Bush'un önerdiği adayların geçmişini inceliyor. Meclis tarafından onayladıktan sonra ancak Anayasa Mahkemesi üye olabiliyor. TÜRKiYE iÇin ÖNERiTürkiye'de de Amerika'daki sistem uygulanmalı. Cumhurbaşkanı Sezer'in önerdiği isimler Meclis tarafından onaylandıktan sonra Anayasa Mahkemesi üyesi olmalıdır...YARGI KARARLARINI ETKİLEYECEKCumhurbaşkanı Sezer; DSP kökenli Serruh Kaleli'yi Anayasa Mahkemesi asil üyeliğine seçmis ve atamistir. DSP aktif üyeligi yapmis olan Kaleli, hâlâ istifa etmeyerek, Anayasa mahkemesinin kurulus ilkelerini cignemistir.Buna karsilik Özdemir Özok, CHP üyesi olduğu ortaya çıkınca istifa etmişti. Herhangi bir partide aktif üyelik yapmis olmak, Anayasa Mashkemesinde üyelik yapmanin önünde, tarafsizlik engelidir. Bu ise, Anayasanin islevliligine ve yapisina leke getirir.Siyasi geçmişinde parti üyeliği bulunan Kaleli'nin Anayasa Mahkemesi üyesi olması yargı kararlarını ister istemez etkileyecektir. Söz konusu kişinin Anayasa yargıcı olarak çalışması, Anayasa Mahkemesi'nin konumunu da tartışmaya açacaktır. SEZER'İN ATADIĞI ASİL ÜYELERCumhurbaşkanı; Askeri Rejimin yapmis oldugu Anayasa uyarınca, Anayasa Mahkemesinin 11 asıl üyesinin tamamini asagidaki prozedura göre atar:2 asıl üyesini Yargıtay´in, 2 asıl üyesini Danıştay´in, 1 asıl üyeyi Askeri Yargıtay´in, 1 asil üyeyi Askeri Yüksek İdare Mahkemesi ve 1 asil üyeyi Sayıştay'ın gösterdiği 3 aday arasından, 1 asıl üyeyi YÖK'ün kendi üyesi olmayan öğretim üyeleri arasından gösterdiği 3 aday arasından, 3 asıl üyeyi de "üst düzey yönetici kadrosu ile avukatlar" arasından seçiyor. Üyeler 65 yaşına kadar görev yapıyor. Asıl üyelerin katılmadığı toplantılara katılan yedek üyeler de, salt çoğunlukla (6 oy) alınan kararlarda eşit ağırlık taşıyor. ATANANLAR1. Ahmet Sezer´in atadigi Ahmet Akyalçın: 1949 doğumlu. Sezer atadı. Kalan görev süresi 9 yıl. 2014' e kadar daha göreve devam edecek.2. Mehmet Erten: 1949 doğumlu. Sezer atadı. Kalan görev süresi 9 yıl. 2020'ye kadar daha göreve devam edecek.3. Serdar Özgüldür: 1955 doğumlu. Sezer atadı. Kalan süresi 15 yıl.2010' e kadar daha göreve devam edecek.4. A. Necmi Özler: 1945 doğumlu. Sezer atadı. Kalan görev süresi 5 yıl.2010' e kadar daha göreve devam edecek.5. Şevket Apalak: 1945 doğumlu. Sezer atadı. Görev süresi 5 yıl.2019' e kadar daha göreve devam edecek.6. Serruh Kaleli: 1954 doğumlu. Sezer atadı. 14 yıl görev yapacak.2018' e kadar daha göreve devam edecek.7. Osman Paksüt: 1953 doğumlu. Sezer atadı. 13 yıl görev yapacak.2015' e kadar daha göreve devam edecek.ÖZAL VE DEMİREL'İN ATADIKLARI...Haşim Kılıç: 1950 doğumlu. Özal tarafından seçildi. Kalan süresi 10 yıl. 2010' e kadar daha göreve devam edecek.Sacit Adalı: 1945 doğumlu. Turgut Özal atadı. Kalan görev süresi 5 yıl.2013' e kadar daha göreve devam edecek.Fulya Kantarcıoğlu: 1948 doğumlu. Demirel atadı. Kalan süresi 8 yıl.2007' ye kadar daha göreve devam edecek.Tülay Tuğcu: 1942 doğumlu. Demirel atadı. Kalan görev süresi 2 yıl.SEZER YEDEK ÜYELERİN DE TAMAMINI ATADICumhurbaşkanı; Askeri Rejimin yapmis oldugu Anayasa uyarınca, Anayasa Mahkemesinin 4 yedek üyesinin tamamini asagidaki prozedura göre atar:2 Yedek Üyeyi; Yargitay´in teklif ettigi adaylar arasindan,1 yedek üyesini Danıştay´in teklif ettigi adaylar arasindan secer.1 yedek üyeyi, YÖK´ün teklif ettigi adaylar arasindan secer.SEZER´in ATADIKLARI1. Mustafa Yıldırım: 1945'te doğdu. Malatya Valisi iken 2003'te yedek üyeliğe seçildi. Kalan görev süresi 5 yıl.2. Cafer Şat: 1945'te doğdu. Yargıtay'dan 2003'te yedek üyeliğe seçildi. Kalan görev süresi 5 yıl.3. Ali Güzel: 1943'te doğdu. Yargıtay'dan 2004'te yedek üyeliğe seçildi. Kalan görev süresi 3 yıl.4. Fettah Oto: 1946'da doğdu. 2004'te Danıştay kontenjanından yedek üyeliğe seçildi. Kalan görev süresi 6 yıl.Gazete kupürlerine göre ihraç kararı vermişCumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından Anayasa Mahkemesi üyeliğine atanan DSP'li Serruh Kaleli'nin; gazete kupürlerine dayanarak milletvekillerini ihraç ettiği ortaya çıktı. Kaleli, DSP Merkez Disiplin Kurulu üyesi olarak görev yaptığı dönemde, Ankara Milletvekili Gökhan Çapoğlu, İstanbul Milletvekili Bülent Tanla ve Kocaeli Milletvekili Bekir Yurdagül'ün DSP'den ihraç kararında gazete kupürlerini esas almış...
mimYazar
13/09/2005 : 18:40:58 Bilgilerim Email Website Değiştir Alıntı Sil
SON TANGOEger bu ülkenin Cumhurbaskani halk tarafindan secilmis ise, kim olursa olsun, kabulümdür.Su anda görünüre göre, Tayyip Bey olayinda dahi, Cumhurbaskani seciminin dogrudan dogruya yapilmasi öngörülmüyor.Bu nedenledir ki, halkin secmedigi Cumhurbaskanina ve onun icraatlarina ve yetkilerine, bu Tayyip Bey dahi olsa, bunlar anti demokratik oldugu icin karsiyim.Demokrasidir benim idealim. Partiler ve kisiler aractirlar.
Bu masalar bos kalmaz...
estii.....
göksen
06/04/2005 : 18:58:30
gecenin kör karanlığında uyandım toprak kokusuyla,,çimlere basarak indim düşlerimin vadisine.kana kana su içtim umut ırmağımdan..tek tek kokladım sevda lalelerimi..esen tutku rüzgarıyla dagıldı saclarım kan canaklarıma..yagdı al al göz yasım birden umut ırmagıma..körebe misali aradım saray patı sümbüllerimi..aradım kostum acı cayırlarında cam kesikleri ayaklarımda.. rüya sehrinin eski tahta kapısını ittim var gücümle araladım..buldum sandım ..sandım...sandıgım eski ayagı kırık bir sandalye..sandıgım aglar içinde bir köşe..sandıgım meger karanlık vadinin maskeli prensi..sandıgım inci beyazım meger siyah gümüş...
goksenny.blogcu.com
gökse
Seyir defterimin bilmiyorum kaçıncı seferindeyim..bu kaçıncı serzenişim bu kaçıncı susuşum..bu kaçıncı cümlelerimle yorumsuzluğum..aslında bu kadar erken olmamalıydı ,,sen bu kadar çabuk unutulmamalıydın ve ben erken yaşlanmamalıydım...biraz saygım olmalıydı hatırsız hatırana hatırlanmadan aslında ....peki ben neresindeyim hayatımın..neresindeyim unutuluşlarımın siyaha çalan köprüsünde
goksenny.blogcu.com
Zor aşılırdı yolları düşlerininÇok zor okunurdu yüzündeki çizgilerin..kaptırmışken tam da kendimi gri tonlu yağmurlarınaAsılmışken yağmur yüklü gemimdeki uykumdaDaldım düşünmeden Yüzdüm açıklarındaZor girilirdi düşlerine Zordu çıkması da…Ben bıkmadım..Uyanmak da istemedim
goksenny.blogcu.com
Ülke: Türkiye Yazılar: 153
Sayfanın Üstü ^
göksenİyi Yazar
06/04/2005 : 19:03:31 Bilgilerim Email Website Alıntı
Sen daha gitmedenHapsetmeden kendi dünlerine seniBoyamadan siyaha gözleriniBen açtım çiçeklerimiKapattım tüm dünleriniSen daha toplanmadanHenüz uykundan uyanmadanBen yerine attım uçurumlara kendimiSenin için defalarca bozdum nadasa bıraktığım lalelerimiSen farkına varmadan sildim tüm izlerimi..Astım tüm karanlık cümleleriniBeste yaptım gitarıma sevdiğim deniz gözlerini…sen uyanma lütfen..uyanma mum kokan derin uykumdan…..
goksenny.blogcu.com
soyut duruş
06/04/2005 : 21:14:32
HUZURA ERME NOKTASINDA VUSLATA ERME ÇABASI MI SILALARDAN GELEREK;DONMA ÇABASI MI MUM KOKULARDA YANMAYA BAŞLARKEN BOŞALAN -GÖK-YAŞINDA ?????
herkese yetecek kadar yüzölçümü var beyinlerde,sanık sandelyesi yüzleşmek isteyenlerle !!!!!
Ülke: Türkiye Yazılar: 472
göksen
06/04/2005 : 22:08:39
Hızlı adımlarla giderken Düşünmeden sadece hissederek ilerlerken.. Asırlık ağacımdın sen Öyle büyük Öyle heybetli Saklanırdım Kaybolurdum dallarının Yeşil yapraklarının arasında.. Huzur bulur.. Rengarenk ışıl ışıl ırmağının Kenarında seninle Güneşi bekler Ay ışığında düşler Seninle doğardım her gün yeniden. Senin dalların benimse yağmur damlalarım yeterdi bize
goksenny.blogcu.com
göksen
08/04/2005 : 19:06:31
Eski duygular zayıfladıkçabürününce SOYUT bir DURUŞaelde kalanlameze olunur satırlaraelindeki bitmeyen cigaran damalum olma başlayıncaisyan çanlarınabeklemekten sıkıldınbaşladın siteminegelmeyen çehresi yitiktel örgüler ardınasaklanan infazcıyasen de farkındasın meze olduk bak zayıflayanlarave cümle olduk boş sayfalara.....
goksenny.blogcu.com
göksen
gidenin ardından neden gittin demek boss evet..gitmek istedikten sonra..bir kere gitmeye karar vermişse bossss....acı cektiren asklar da unutulmaz..sadece zaman la acısı azılır zayıflaşır bu haline unutuldu denir ...unutulmak tan maksat hatırlamamak sa unutulmaz..benim unutulmaktan maksadım acısının azalması bu durumda unutulur..kimsenin masasının mezesi..salatasının maydonozu olmam..bu sayfada ben varım benim cümlelerim..yanlış anlaşılmasın..bu sert bir tepki degil sayın mim..anlaşılmak ..
goksenny.blogcu.com
göksenİyi Yazar
Gitme vakti çoktan geçtiFarkındalıklarım boyumu aşmışkenDev dalgalarında küçük bir çırayım artık benNereye tutunmaya çalışsam senin dallarınBaşka yok sığınacağım bir limanFarkındalıklarım boyumu aşmışkenBen engin şelalene doğru sürüklenir buldum kendimiYabanileşmişKüf tutmuş kalp odacıklarından kacarkenGitme vakti geçti artıkSenden baksa yok kimsemAnlamsızlaşan Nihayete ulaşmayacağı belli olanİnkarlarımlaBen uzun adımlar atsam bileSen dev dalga ben küçük çıraBari sen beni bırakma-ma
goksenny.blogcu.com
Ülke: Türkiye Yazılar: 153
Sayfanın Üstü ^
göksenİyi Yazar
09/04/2005 : 22:24:42 Bilgilerim Email Website Alıntı
hımm...ask bir şarkı..farklı yorumlarla dinledigim bir sarkı..daha ne sarkılar duyacagım biliyorum ama en güzel yorumu arayacak kulaklarım..duymak isteyeceğim..ama sağır degilim...cümlelerimde genelde hayali bir şarkı var.en güzel yorumcusuna seslenen..duymaktan bıkmayacagım sarkı..hani diolar ya kendimden bir vazgecersem gercekten sevebilirim...ben kendimi çok seviyorum..baska ben mi var:))bir psikologun adını hatırlamıyorum bir sözü var"dünyada insanlık için olan nimetlerden kendimi mahrum etmem"diye..bu söz gibi..kendimi zamanında ve uslubuyla ,mahrum etmem..kulaklarıma yarasır bir sarkıyı da farkında olmadan dinleyecegime inanıyorum..evet kısır bi döngüdeyız ne kadar sorgula o kadar bocala..
goksenny.blogcu.com
Ülke: Türkiye Yazılar: 153
Sayfanın Üstü ^
göksenİyi Yazar
09/04/2005 : 22:48:13 Bilgilerim Email Website Alıntı
Sen acı vermeyi seven adam,,Acımadan yaşlanan…Göremedin..bilemedin..dokunamadınSana sevdalanmış mısralaraKörebe oyunundaydın kendi karanlık mağarandaDuymak istemeden dinleyenSigara gibi seni de bırakıyorumTek kişilik oyununda.terk ediyorum kendimi sendeAlıp şapkamın altına çiçeklerimiDüşüp yinelenmeyen cümlelerin izineSeni mevsimlik sevdalarına emanet ediyorum…güzel bi şiir..kötü yorum olmasınnnn:(
goksenny.blogcu.com
Ülke: Türkiye Yazılar: 153
Sayfanın Üstü ^
göksenİyi Yazar
10/04/2005 : 18:08:52 Bilgilerim Email Website Alıntı
Acıyı hissetmeden ,yasadığını sanan adama,mevsimlik sevdalar yasaması ümidiyle:))...ben unuttum..hayal zaten..hayat devam ediyor..ne kadar yakarsak da..isyan etsek de durduramıyoruz zamanı..giden gitmiştir..DÖNMEZ..şebnemin sarkısındaki gibi deli kızım uyan..söylenenler yalan..Aldığın yaralar içine kanıyor.kurduğun hıçkırıklı kısa cümlelerden .zamanda zamansızlaşmak..anlamın içinde anlamsızlaşmak Acılarının zayıflığında mahvolmak isteyişindenSabah uyandığında pencereden dışarı bakıp derin nefes alışından Ve beni anlamlı satır aralarına sığdıramayıpSigaranı yakışından anlaşılıyor..Ben alıştım artık anlamsız anlamsızlaşmaların arasında kaybolmaya
goksenny.blogcu.com
göksen
11/04/2005 : 00:16:16
"Bu masalar bos kalmaz" der..."Giden, gider" der. Bu bir savunma taktigidir veyahutta bir kendi-kendini bir ayriliga hazir tutmaktir. Terkeder bile sevdigini gözünü kirpmadan ama cekilir tenhalarda aglar...Gururludur, oynatmaz ne kendisi ile nede inandiklari ile..hele kendisini asagilattirtmayi hic kabullenemez.diyorsunuz..aslında;Gittim bengelmelerin arasındaKaldım bensevmelerin yarısında...Agustosta terkedecegim onu ve o da hissediyor bunu..diyorsunuz..peki;zaman nedir sevdigimin nazarındaaslolan su ansa.....Insallah sende benimkisi gibi degildin...bilemem...Insallah seninki de, benim gibi degil di......!!!!belki de....
goksenny.blogcu.com
Darbeci subaylara göre İslamcılar
08 Mayıs 2007 14:47
Kasım Cindemir'in haberi
'Bir İslamcı asla Çankaya'ya çıkamaz' Yüksek rütbeli bir Türk subayın, ABD'de bundan birkaç ay önce “Başbakan Tayyip Erdoğan'ın veya başka bir İslamcının cumhurbaşkanı olmasına asla izin verilmeyeceğini” söylediği öğrenildi. Bu bilgiyi, Türkiye ile “son derece yakından ilgili” ve Amerikan devlet kurumlarında uzun yıllar görev yapan bir kaynağımdan aldım. Birkaç ay önce Washington'da yapılan yıllık bir toplantıya katılanlar arasında “yüksek rütbeli” subayların yer aldığı kalabalık bir Türk askeri heyeti de vardı. Bana bilgi veren Amerikalı kaynağım, konuştuğu yüksek rütbeli Türk subayın bir general olduğunu kaydetti ve yıldız sayısının da “birden fazla” olduğuna özellikle dikkat çekti. Buna göre, kaynağım, Türk General'e şu soruyu yöneltti: “Tayyip Erdoğan Çankaya'ya çıkacak mı?” Türk General de aynen şu cevabı verdi: “Ne Tayyip Erdoğan'ın ne de bir başka İslamcının cumhurbaşkanı olmasına asla izin vermeyeceğiz. Asla ve asla buna izin vermeyeceğiz. Orada Atatürk oturdu...” Amerikalı kaynağım, Türk subayına ısrarla, “Peki bunu nasıl yapacaksınız?” diye sorduğunu, ancak bu soruya cevap alamadığını belirtti. YUMUŞAK DARBE Amerikalı kaynak, şöyle devam etti: “Biz bu filmi 1997'de görmüştük. 1997'de yaşananı ‘yumuşak darbe’ olarak tanımlamıştık. Şimdi de aynen öyle. Türk askeri akıllı. Fiili silahlı darbelerin dönemi geçti. Onlar da biliyor. 27 Nisan muhtırası yine yumuşak darbedir. Ama, bundan sonra her şey artık perdenin arkasında ve sessizce yapılacaktır. Devreye başka aktörler girecektir. Zaten gördüğünüz gibi girdi. Tabii askerin ne yapacağını ben bilemem. Ancak, 1997'de de bir darbe yapmayacaklarını söylemişlerdi. O zaman da, çeşitli yollarla koalisyon hükümetini ayrılmaya zorlamışlardı. Ben o döneme çok benzetiyorum. Bundan sonra olacaklar ise eğer kitabına ve mevcut kurallara uygun yapılırsa Washington hiçbir tepki göstermez. Zaten muhtıraya da, gördüğünüz gibi sert bir reaksiyon olmadı. ABD yönetimi, askerin kaygılarını iyi anlıyor, ama demokrasi de kesintiye uğramamalı.” (Hürriyet)

