8 milyon erkeğin sertleşme sorunu var.
Türk Androloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ateş Kadıoğlu, Türkiye'de sertleşme sorunu yaşayan 8 milyon erkek olmasına rağmen yalnızca her 10 hastadan birinin doktora başvurduğunu söyledi.Türk Androloji Derneği ve Pfizer Türkiye'nin işbirliğinde gerçekleştirilen ''Daha iyi bir cinsel yaşam, daha mutlu bir hayat'' başlıklı kampanyanın tanıtımı Çırağan Sarayı'nda yapıldı.Tanıtım toplantısında konuşan Prof. Dr. Kadıoğlu, 40 yaş üstü her 10 erkekten 7'sinde çeşitli derecelerde sertleşme sorunu olduğunu belirtti.Kadıoğlu, bu sorunun ürolog gözetiminde etkili ve güvenilir tedavisinin mümkün olduğunu ifade ederek, sorunun; ''ilerleyen yaş, şeker hastalığı, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, kalp ve damar hastalıkları ile depresyondan'' kaynaklanabileceğini bildirdi.''Türkiye'de sertleşme sorunu yaşayan 8 milyon erkek olmasına rağmen yalnızca her 10 hastadan biri doktora başvuruyor'' diyen Kadıoğlu, doktora başvuru oranının bu derece düşük olmasını, ''hastaların sorunlarını paylaşmaktan kaçınması, sorunu tabu olarak görmeleri ve sorunun tedavi edilebilir olduğu konusunda bilgi sahibi olmamalarına'' bağladı.
Ateş Kadıoğlu, sertleşme sorununun geçmişte ''iktidarsızlık'' olarak adlandırıldığını hatırlatarak, ''İktidarsızlık terimi cinsel işlevin birçok safhasını kapsıyor. Bu nedenle iktidarsızlık yerine sertleşme sorunu terimi kullanılmalı'' dedi.Daha iyi bir cinsel yaşamın herkesin hakkı olduğunu dile getiren Kadıoğlu, sertleşme sorununun çiftler arasında yaşanan ve iki tarafı da etkileyen en yaygın sorunlardan biri olduğunu vurguladı.Kadıoğlu, cinsel yaşamı tabu haline getirmenin, olası sorunları ortadan kaldırmak yerine daha da ağırlaştıracağını belirterek, ''Cinsel sorunların 'Yetersizlik' olarak algılanmasıyla gelen endişe hali ve öz güven kaybı gibi psikolojik değişiklikler, bireylerin ve toplumun genel yaşam kalitesini düşüren faktörlerdir'' diye konuştu.KAMPANYAProf. Dr. Ateş Kadıoğlu, herkesin hakkı olan daha iyi bir cinsel yaşam için hareke geçilmesi ve çözüm aranması yolunda bilinç yaratmak amacıyla 1 Mayıs-31 Ekim tarihleri arasında bir kampanya düzenlediklerini söyledi.Kadıoğlu, ''Daha İyi Cinsel Yaşam, Daha Mutlu Bir Hayat'' kampanyasıyla, sertleşme sorunları yaşayan erkekleri bilgilendirmeyi, çiftlerin yaşam kalitesini yükseltmelerini sağlamayı ve karşılıklı cinsel mutluluğu yakalamalarında onlara destek olmayı amaçladıklarını bildirdi.Sorunları ile ilgili çözüm arayışına girmeyen erkekleri üroloğa danışmaları konusunda cesaretlendirmeyi hedeflediklerini de vurgulayan Kadıoğlu, bu kapsamda ''0212 267 49 49'' numaralı danışma hattı ile ''www.cinselmutlulukonemli.com'' adresinden bilgi alınabileceğini söyledi.Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Selahittin Çayan da, Türkiye'de sertleşme sorunu bulunan erkeklerin yüzde 80'inden fazlasında tam bir işlev kaybının olmadığını, hafif ya da orta derecede sertleşme sorunu bulunduğunu anlattı.Çayan, ürolog gözetiminde etkili ve güvenilir tedavinin mümkün olduğunu ifade ederek, ''Ağızdan alınan ilaçların çıkması tedavi arayışına olumlu katkılar yaptı. Ereksiyon problemlerinin ağız yoluyla alınan ilaçlarla tedavisinin mümkün hale gelmesiyle, giderek daha çok sayıda erkek tedaviye yöneliyor'' dedi.
murathan
15-05-2007, 18:10
mim
Dr. Kadioglu´nun tespiti dogru...Kendilerine gelecek erkeklere bir care mi sunabilecek ki ?Sertlesme sorununa kalici hicbir care yok. Bunu bilen Kadioglu, hicbir ise yaramayan ilac (viagra, vs..gibi) satmak istiyor insanlara herhalde.
Yoksa ????
Sertlesme sorununun altinda yatan ana neden hormonlu gida ürünleri ile beslenmektir.
En ucuz et....En sihhatli et.....BEYAZ ET.....
En sertlesemeyen penisli erkeklerde BEYAZ ET yiyenler...Cünkü hormon haplari ile en cok eti verebilen, cok et verdikce üreticisine en cok gelir getiren BEYAZ ET´li hayvanlardir.
Bol bol...Tavuk ye be oglum.....
Seni kiz olarak satayim iyi paraya be yaw....
Bu cins erkeklerin neden evlendiklerini de anlayabilen varsa, beriye gelsin. Bu oyunun icerisine düsmüs cook kadin taniyorum..
Fikir7 Manset Haberler
17 Mayıs, 2007
8 milyon erkeğin sertleşme sorunu var
Yazar:
mim
Tarih:
17.5.07
0
Makale
Eklentiler: Cinsel Yasam ve islam
Yaw biz aydan mi geldik ki, degerlerimiz ayvari olsun ?
Yaw biz aydan mi geldik ki, degerlerimiz ayvari olsun ?
[quote=sepultura;121095]AB, ülkelerin değerlerine karşı olabilecek yasalarında her zaman esneklik göstermektedir mim kardeşim.[/quote] Maalesef bu temel meselede esneklik mümkün degil. Bilim caginda tabulara yer yook !!!!
Ya ilme yada tabulara göre yasayacaksiniz. Ikisi ile birlikte yasamak mümkün degil avrupa anlayisi ile.(legend)
[quote]Önemli olan, bizim bu değerlerimizi AB ye anlatabilmemizdir. Ben şu anda İsviçre'de yaşıyorum [/quote]Tabulastirarak Atatürk´ü degerli kilamazsiniz. Bu bir yanlisi idi Atatürk´ün mirascilarinin. Atatürk´ün tabulastirilmasina, ne kendisinin ve nede bizim ihtiyacimiz vardir. Onun bu ülke ve bu ülke insanlari icin yaptiklarinin bilinmesi, bugünkü tabulastirmak icin olusturulan yalan ofurdatmalardan dahada dogru olacaktir.
[quote]adamlar bizim Atatürk'ü niçin bu kadar tabulaştırdığımızı anlayamıyorlar. Anlayamazlarda zaten.[/quote]
Taksil derecenizin ne oldugunu bilemem. Tabulastirmanin bir oryantal düsüncenin ürünü oldugunu bilmeniz gerekir. Eger Isvicre´de birazcik akademisyenler dünyasinda muhabbet al-veriniz olsaydi, Türklerin 1000 in üzerine 1 ekleyerek 1001 gece masali yaptiklari ön yargisinida duymus olurdunuz. Bu bir asagilama degilmidir ?
Atatürk´ü anlamaniz, anlatmaniz nasil mümkün olamaz ? Tabiiki duydugunuz masallarin dogruluklarini arastirmis iseniz. Isvicre´den Alman, Ingiliz, Fransiz arsivlerine girmeniz mümkündür. Inceleyeceginiz bu arsivlerde orijinal mühür ve imzalarimizida bulabilirsiniz. Yani dogru bilgilerdir bunlarin geneli. Incelediginizde görürsünüz ki, bizim tarihimize cok cok yalanlar eklenmis, cok cok gerceklerde cikartilmis. Ve yine görürsünüz ki, bizim arsivimiz, bir Alman tarihciden calintidir. Bizim kendi arsivlerim,ize dayanan bir Tarih kitabimiz dahi yoktur. Cünkü bizim arsivlere girmek mümkün degil. 1986 dan itibaren incelemeniz mümkün, kismide olsa.
Gercek bilgilerle bezendiginizde Atatürk´ün degerini dahada fazla garkedeceksiniz. O´nun bir tabu olmadiginida....
[quote]Biz Türk, kürt, laz, çerkez, abhaza, gürcü vs. Türküz diyebiliyorsak amacımıza ulaşmışızdır. [/quote]
Bunu siz diyebilirsiniz ama sadece siz....Buda bir tabudur iste. Yasadiginiz ülkede de 20 nin üzerinde irk yasadigi halde, "biz isvec irkindaniz" diyebiliyorlar mi ? Ama hepsi isveclidir degil mi ?
21 YY. da irk paydasciligi yok. Hitlerin ölümü ile irkcilik bitti Avrupada. Bizdekilerin ise bundan ya haberleri olmadi veyahutta bu realite islerine gelmedi. Avrupada Milliyet paydasi üzerinden paydascilik var. Bu Avrupanin tüm ülkelerinde böyledir.
Kürte kabul ettirtebiliyormuyuz 1907 den beri Türk oldugunu ?
Biz zorladikca, onlar "hayir" diyorlar ve bu hayirlari silahl zoru ilede gerceklestirmek istedigimizden, kürtlerle basimiz dertte. 30.000 üzerinde sehit verdik bu nedenle.
Biz Kürtlerle 800 yil Osmanli devrindede beraber kardesce yasadik kürtlerle, ermenilerle. Kan döküldümü ?
Neden bu kardes kanlari döküldü ?
Ayni olay ermeni meselesi icinde gecerli. 1907 yilina kadar hicbir problem yok iken, irki payda kabul etmisiz birlikteligimiz icin ve almisiz ermenilerle basimiza belalari.
Irk birligi ne Türkiye´de, nede baska bir ülkede mümkündür.
Kisacasi kürt, laz, çerkez, abhaza, gürcü vs. Türk degildirler ve Türkte yapilmalari mümkün degildir. Don Kisot gibi yel degirmenini düsman zannedip, saldirmalari birakalim. Gercekci olalim. Atatürk´ün dahi böyle bir ideali yok idi. Bu ideal Enver Pasanin idi. Enver Pasa ise Türk´ten cok Alman idi. Yani irkci idi....
[quote]Aynı değerler ABD de uygulandığı zaman sorun yok. T.C. de uygulandığı zaman anlayamazlar. İşte sorunda buradan kaynaklanyor zaten.
[/quote]
Gerek ABD´de gereksede Avrupa ülkelerinde toplumlar arasinda asiri ayirim (diskriminasyon) yoktur. Bu nedenledir ki, bu ülkelerde insanlar birlesebilmek icin ortak payda aramaz. Irklarina kurtulus ümidi olarak sarilmaz.
Almanya´daki Türkler 1964 yilindan beri kendi dillerinde TV´leri, Radyolari, Gazeteleri ile Türkce konusarak yasarlar.Hatta ve hatta Türkce dillerini heryxerde serbestce kullanirlar. Devlet dairelerinde resmi evraklardada Almancanin yanisira Türkce yazilarida bulabilirsiniz. Belki isvicrede de aynisidir.
Irkcilik, ayirimcilik yaptigi anda Alman vatandaslari veyahutta Alman devleti hemen birlestiler Türkler bayraklari altinda.
Unutmayin ki, insanlar etkilere, tepki ile cevap verirler. Bu tabii bir reflextir.
Kürtler, Ermeniler 800 yil yasiyorlar kavgasiz gürültüsüz bizimle her alanda beraber ve 1907 den sonra bakiyorsunuz ki, kürt, ermeni olduklarini hatirlatmisiz onlara.
Ne PKK ne Kürt sorunu kalir bu ülkede, eger avrupalilar gibi irka degilde insana deger vermis olsak.
Türkler "Ben Almaním=ich bin Deutscher" diyen irkci Almanlara:
- was ist Deutscher ? diye sorduklarinda, Alman cevap veremiyor ve yerin dibine giriyor.
Hulasa Tabu..adi üzerinde manasiz, sebepsiz, ilmi aciklamasi olmayan...
Muassir Türkiye insani 21 YY. da tabulara ihtiyac duymaz. Tabulara tapmak, muassir Türkiye hedefinede terstir yani Anti-Atatürkcülüktür.
Yaw biz aydan mi geldik ki, degerlerimiz ayvari olsun ?
Neden diretiyoruz yanlislarimizda, kendimizi gülünc duruma düsürdügümüz halde.
Yazar:
mim
Tarih:
17.5.07
0
Makale
Eklentiler: irkciligimiz
Atatürk Portreleri kalkacak. (AB uyum)
Sevgili Asena,
Birinci yazinizda sadece Atatürk´ten bahsederken ikinci yazinizda buna Türk Bayraginida eklemissiniz, sanki AB uyum paketleri, bayragimizi kullanmamizada karsi imis gibisine. AB kültürüne göre kendi Milli Bayraginizi istediginiz yerde, zamanda ve merkanda kullanabilirsiniz. Bu kullanimin siniri ise; bayragin irkcilik icin suistimaline kadardir.
TO BE OR NOT TO BE
Atatürk Portreleri gibi tüm portrelerin AB kültürüne göre simge niteliginde kullanilmasi dogru bulunmaz avrupa kültüründe.
Toparlarsak AB kültürüne göre kisileri tabulastiran, Dogmalastiran hersey yanlistir. Bu sadece Atatürk portresi icinde gecerli degerlidir. Yine ayni amaca hizmet edebilecek tüm anit, yapit, heykel ve büstlerde AB kültürüne göre yanlistir.
Neden AB kültürü tabulastirmalara karsidir ? sorusunu avrupaliya yöneltirseniz, alacaginiz cevap:
- Tabu ve Dogmalar bilimsel bir veri tabanina oturtulamazlar, hurafedirler. olur.
Sizin akliniza gelmeyen diger Avrupa kültürü ile bagdasmayanlar ise:
1. Ögrencilerin, memurlarin, ögretmenlerin, vs... ayni tip giyimleri,
2. Okullarin askeri kisla, ögrencilerin asker ve ögretmenlerin komutan gibi kullasnimlari.
3. Okula baslarken(hafta basi), okul bitiminde(hafta sonlari) ve sinif icerisindeki toplu marslar ve söylevler(günaydinlasma gibi)
4. Her türlü alanda kullanilan Masa arkasi, masa üstü, kapi üstü portreler,
5. Her türlü alandaki yapit, anit ve büstler.
6. Tabulastirilmis isimler
7. Ders kitaplarindaki, tanitim kitap ve brosürlerindeki tabulastirilmis isim, yazi ve resimler
...
...
Bunlarin hepsi AB kültürüne ve AB yasasina göre kaldirilacaklardir.
Eger karsi gelecekseniz, bunlarin hepsine karsi gelmeniz, daha dogrusu AB ye, tüm Avrupa kültürüne, hukukuna karsi gelmelisiniz.
M.Kemal Atatürk -benim bildigim kadari ile- 7 defa Berlin´e gitmisti ve Avrupayida cokl iyi bilirdi. Almanca´dan kitap tercüme edebilecek kadar, yabanci dil bilirdi.
Avrupayi, Avrupaliyi ve Avrupa kültürünü ve medeniyetini cok iyi bilmesine ragmen Atatürk bu tanidigi Avrupa uygarligini, medeniyetini yakalamamizi bize hedef olarak göstermisti.
Atatürk celiskiler icerisindemiydi yoksa ?
Yoksa Atatürk öldükten sonra onun mirasini alanlar ona ihanet mi etmislerdir ?
Eger Atatürk´ü hakikaten taniyorsak, hakikaten Atatürkcü isek, onun gösterdigi yolda yani Avrupa medeniyet cizgisinde gitmeye gayret etmemiz gerekir.
Dogma, Tabu degildi M.Kemal. Realistti....Avrupaci medeniyetci, kültürcü idi....
AB nin kültür ve medeniyetine HAYIR demeden önce Atatürk´ü kendimizin yeniden tanimaya calismasinda yarar vardir diye düsünüyorum.
Unutulmamalidir ki, her ülkenin, her milletin az veya cok, daha iyi, biraz iyi üstün insanlari vardir. Bu demek degildir ki, bu insanlar tabulastirilsin, ilahlastirilsinlar.
Avrupalli fasizmle beraber tabuculugu ve dogmaciligi mezara gömdü.
Türk toplumu iki ziddin arasinda bocaliyor ve iki ziddan birini secmek zorunda birakiliyor, AB´ye uyum dönemecinde.
Ya eski sistemle devam veyahutta ileriye.....yeniliklere...yeni medeniyete...
Oriyentalizmden yani 1000 e 1 ekleyip, 1001 gece masallari üretmekten vazgecmemiz sarttir, eger realist, modern ve muassir bir millet olmak istiyorsak.
Bu degisimlerin ne Atatürk´e, nede bu millete zarari olabilir. Hatta ve hatta Atatürk hakettigi en büyük mekan olan kalplere ve zihinlere naksedilir böylelikle.
Bismarck, Adenauer, Brandt,vs....ne kaybetti Almanya´da bu degisimlerle ki, Atatürk degerinden kaybetsin?
AB ye girmeyi birakiniz. AB hukukuna uyum cagdaslasmak, medenilesmek, muassirlasmak, sivillesmektir.
Medeniyet=Sivilizasyon
Sivilizasyon; sivillesmek demektir. Devlet yönetiminin sivillesmesi demektir.
Yil 2007 nin ortalari ve ne yazik ki, sivil bir yönetime halen sahip olmayan bir ülkeyiz. Kültür, Medeniyet fukarasi bir milletiz....
Bir ülkenin tüm yönetiminde bulunan kuruluslar sivil bir yönetimin elinde ise yani iktidar sivillerin elindeyse, o ülke medenidir, sivildir.
Asker ne muhtira verebilir ve nede darbe yapabilir medeni bir ülkede.
"Sivillesmeyi, medenilesmeyi secelim" derim.
Yazar:
mim
Tarih:
17.5.07
0
Makale
Eklentiler: ittihadcilar
16 Mayıs, 2007
Nerede Cumhur bugünkü bu Cumhuriyetin icerisinde ???
Nerede Cumhur bugünkü bu Cumhuriyetin icerisinde ???
[quote=Antares;120598]
Neden demokrasi diye bişeyin olduğunu işin ucu kendimize battığında anımsarız[/quote]
Demokrasi mücadelesi daima verilir anti-demokratik sistemlere karsi. Atatürk tek partili sistemden cok partili sisteme gecebilmek icin halkinda isteklerini karsilamak icin 2. Partinin kurulmasina izin verir.
O gündür bugündür ister bu millet özgürlügünü ve demokrasiyi...Fakat asker kökenli despot inönü yesermeden koparir bu özgürlük hareketinin kafasini.
O gündür..bugündür her 10 yilda bir susturulur bu ülkede demokrasi istemleri asker balyozu ile.
Demokrasi isteminde bulunan insanlarin güclü olmalari gerekir. Bu gücü olusturabilmek icin diger güclerle birlesir ve mücadele gücünü daha büyütmek icin. Ama asker balyozunun gücü tüm güclerden daha da sertti, güclü idi bu ülkede.
Belirtmek isterim ki, igne bize oldu bitti batiyor..sadece bizede degil, herkese batiyor. Ama bu arada bu özgürlük istemlerinin adlarida degisiyor, asli DEMOKRASI olsada.
Türkiye´de kurulan tüm devrimci hareketler, tüm partiler, tüm dernekler DEMOKRATIK HAKLAR icin kurulurlar. Adlari baska baska olsada.
Günümüz azinliklarindan Kemalist, Atatürkcü gecinen ama Atatürk ile yakindan uzaktan hicbir iliskisi olmayan kesimde demokratik haklari icin orduyu, cumhurbaskanini, anayasa mahkemesini, parlementoyu, Yök, vs..gibi kurumlari kullaniyor.
Yani her kes demokratik hak pesinde bu ülkede.
Eger bir azinlik "laiklik elden gidiyor" narasini atarak, korktugunu belirtiyorsa, ona gösterilmelidir, korkuya gerek olmadigi, tabiiki bu korkusu cidden varsa, korkulari oynmamiyorsa.
Aslolan DEMOKRASi´dir. Demokrasi icin, anti demokratik araclari kullanmakla, demokrasiye gidilemez.
Darbelerin zararini, darbelerin babasi olan bu laik gecinen azinlik yavas yavas derisinde hissederek, panige basladi bile.
Demokrasi; rey miktarina göre haklara razi olmak, bu sartlara göre birlikte yasamayi kabullenmekten demektir.
Eger halkin % 80 i kirmizi, % 20 si yesil diyorsa bir renge. Ortaya cikan renk 80 kirmizi renk+20 Beyaz renk pigmentlerinin karisimi olan renktir.
Buna tüm paylasimcilarin katilmasi sarttir demokraside.
Bugün ve 1946 dan beri icerisinde bulundugumuz tablo ise; % 20 lik azinligin renginin, diger % 80 lik rengin hic kaale almadan ortaligi kendi rengi ile boyamasindan baska birsey degildir.
Azinliklarin, cogunluk üzerindeki iktidarina cumhuriyet degil oligarsi denir. Cumhur=Halk
Cumhuriyet= Halk idaresi
Nerede Cumhur bugünkü bu Cumhuriyetin icerisinde ???
Yazar:
mim
Tarih:
16.5.07
0
Makale
Eklentiler: ittihadcilar
15 Mayıs, 2007
NEDEN ERMENi SOYKIRIMINI KABULLENDiK ?
TO BE, OR NOT TO BE ????
Arsivlerimizin acilmamasinin altinda tabiiki bircok neden yatiyor. Bu nedenler o kadar önemli olmalilar ki, ermeni soykirim iddialarini cürütebilecegimiz halde cürütmemmemiz bile göze aliniyor. Soykirim iddialarini cürütecek deliller, ermeni mezalimi olaylari, vs gibi, arsivlerimizde cok ama bunlari delil olarak kullanabilmek icin acmak gerekiyor bilim adamlarina.
Soykirim iddialarinma karsi koyup, cürütmek varken arsivleri acarak, acmiyoruz. Hangi sebep ve sebepler bu kadar önemli olabilir ?
Unutmayinki, arsivler kronik bir bütünlük icerirler. Yani bir kitaptan birkac sayfa alarak, birseyler ispat etmenizi hicbir bilim adami kabul etmez. Ermeni mezalimini ortaya koyacak deliller icerisinde ucu baska yerlere deyecek baska delillerde var. Yoksas Ermeni soykirimini cürütürken baska pislikler mi ortaya cikacak ki, bunlardan korkuluyor.
Erzurum, Igdir, Gaziantep, Maras arsivleri, bu sehirlerin halklarinin anlattiklarinin dogrulugunu delilleyebilecektir. Yani ermeniler Türklere karsi toplu katliamlar uyguladilar. Iste bu delilleri ortaya koyarak, ermeniler hakli olarak, "ermeniler tehcire zorlanmistirlar" denilebilir ve bu tüm dünyacada DOGRU kabul edilebilir. Fakat bu arsivlerin icerisinde-ayni zaman diliminde- Gaziantep´in Ermeniler öncülügünde Fransizlar tarafindan 2. isgali ortaya cikmis olacakltir. Antep´in 2. isgali ise Kilic Ali Bey´in ermenilerden rüsvet olarak aldigi altinlar karsiliginda satildigi gercegi de ortaya cikacaktir.
Arsivlerin acilmama nedenleride bunlardir.
Kisacasi "ermeni soykirimini kabul etmeyi", icimizdeki gercekleri ortaya cikartmama pahasina kabul etmektedir bizim devletimiz.
Yazar:
mim
Tarih:
15.5.07
0
Makale
Eklentiler: ittihadcilar
14 Mayıs, 2007
Hastaligin adi: YALNIZLIK.....
En Büyük Hastalik: YALNIZLIK...
Her iki cinsinde anatomiye, kültüre dayali olarak iyi ve kötü taraflari vardir."Kadin veya erkek üstündür" ifadesi bu nedenledir ki, yanlistir.Her ay ay hali olan kadinin icerisine düstügü biyolojik ve pdikolojik durum, onun toplum icerisindeki basarilarini cok etkiler. Erkeklik egosu tatmin edilemeyen erkek - toplumun cogunlugunu olusturur- hircinlasir, mantiktan uzaklasir, katki yerine zarar verir topluma.
Bunlar sadece birer örnektir her 2 cinsten.Cazgirlik elimden gelmedigi icin bayanlara birakirim cazgirlik bölümünü...Cenab-i Allah insanlari ayri ayri cinsiyetlerle gönderdi ki, biribirilerini tamamlasinlar.Ben, erkek olarak kadinlardan üstün oldugumu düsünmüyorum.
Bizler bir bütünün parcalari olabilirsek, el-ele, kol-kola, kafa-kafaya vererek herseyi göürebiliyorsak ortak hedefe, ne mutlu bize,Kadinlara ve erkeklere bicilen toplumsal mühendislik rolleri maalesef, tamamlayicilik özelliklerimizi bizden uzaklastiriyor, kendi kendimizi tamamlamaya yani self mastrubasyona bizi iteliyor.Avrupalilar bu noktaya geldiler.
"Benim karnim bana ait" diyen kadinlara erkeklerin verdigi cevapta "ben, bana yeterim" oldu. Simdi herkes kendi evinde tek basina. Cünkü herkes kendi basina bir bütün olabilecegini zannediyor ve iddia ediyor.Homoseksüelligin altinda yatan nedenlerin en altinda yatandabu degilmidir ?Neticede Avrupalinin tedavisi mümkün olmayan en büyük hastaligi ortaya cikti.
Bu hastaligin adi: YALNIZLIK.....
Tekilci degil....cogulcu olabilmek gerek...Cogulculuk, tekilcilikten zor olsada...
Bu sadece özel hayat icin degil, yasamin her alaninda gecerlidir.
Tatmin olmaz, buldukca, bunariz....
BÖLÜM-1UMUTLARIMIZ YANLIS OLABiLiR Mi ?"
Misafir ummdugunu degil, buldugunu yer" Hepimiz bu dünyada misafiriz ve umdugumuzu degil, buldugumuzu yiyebiliriz bu dünyada. Bu siistem arkadaslik, evlilik, biröliktelik icinde gecerlidir.Nefsin yapisi icabi yani cenab-i allahin fitrati icabi daha iyi, daha güzel, daha cok, daha büyük, daha coklara meyilliyizdir.
Tatmin olmaz, buldukca, bunariz....
Lust an Unfrieden = kötülere olan istek der Elster Willar. Insanlar kendilerini mutlu etmeyeni arzularlar aslinda. Bunun icinde insanlik tarihindan cok cok örnekler verir.
"Gelen, gideni aratir" der bizdeki bir ata sözü de.Demekki, insanlar bulduklarini degil, umduklarini ariyorlar, aradikcada da bulamiyor ve mutsuz oluyorlar.Mutsuzluklarin temelinde yatan umduklarinin yanlisliginda yatabilir mi ?Baska carede yok galiba, mutsuzluklarin altinda yatabilen."Ellerim bos, bos mu kalacakti..Ümitlerim hep yok mu olacakti.." sarkisi da kulaklarimda cinliyor yani....
Eger istek olursa 2. Bölüm ile konuyu mim´lemeye dogru gidebilirim...
13 Mayıs, 2007
Soykirim, Yahudiler, Ermeniler, Kürtler ve Türkler
KiMiN ARKASINDA KiM VAR iDi ?
Yahudileri ermenilere, ermenileri kürtlere kirdirtan Almanlar unutuluyor daima.....Unutulmamalidir ki, bu olaylar esnasinda bu yörelerin en büyük mülki amirleri Almanlardi. Enver Pasa da kuklasiydi Almanlarin. Sander von Liman´in...
Nerde bu yillarin arsivlerini tam ortaya koyacak Türk tarihcileri ?
Yazar:
mim
Tarih:
13.5.07
0
Makale
Eklentiler: Soykirim meselesi
Futbol Federasyonu ve Denetimi
MUZ CUMHURiYETi MiDiR TÜRKiYE CUMHURiYETi ??Futbol Federasyonu´nun arkasinda , para aklama gibi cok pisliklerin cevrildigini ve bu kurumun bir "illegalite maskesi" olarak kullanildigi iddialarida var AP de.Daum, Hakan Sükür transferlerinde -henüz delillere ulasamamasina ragmen- pislikler cevrildigi süphesi dolasiyor ortada.FiFA´nin defterlerinin incelenmesi ile bazi bilgiler -belki- elde edilebilir.Unutulmamalidir ki, demokrasi, anarsi demek degildir. Milletin sectigi Parlementonun yasama+Yürütme+Yargi organlari ile bu ülkede denetleyemeyecegi hivbir kurum, kisi veya kurulus olamaz.Futbol Federasyonu´ da denetlenmelidir. Futbol Federasyonu´nun buna karsi gelmesi de yanlistir. Türkiye Cumhuriyeti´nde Parlemento disinda, Parlemento denetimi disinda ne sahis(lar), ne kurumlar ve nede kuruluslar olabilir.Bu avrupada böyle iken, yoksa Türkiye Cumhuriyeti icerisinde Futbol Federasyonu´nu gibi baska Cumhuriyetler mi vardir.Tüm Spor Kulüplerinin ticari isletmeler olduklari halde vergilendirme gibi ticaret kanunlarindan muaf tutulmalarida mümkün degildir demokratik bir serbest piyasa ekonomisinde.Parlementonun Futbol Federasyonu´na göstermesi sart, burada bir Afrika Cumhuriyeti´nin olmadigini...Unutulmamalidir ki, Futbol Federasyonunu FIFA -sadece- sportif faaliyetlerde- uyarma yetkisine sahiptir.Futbol Federasyonunu Basbakana bagli ve T.C. Parlementosunun denetimine tabidir hukuken.
Yazar:
mim
Tarih:
13.5.07
0
Makale
Eklentiler: Derin Devlet
Hakimiyet kayitsiz sartsiz bu milletindir.
Hakimiyet kayitsiz sartsiz bu milletindir. Atatürk
[quote=kanadoglu1903;118952]
"Anayasa Mahkemesi'nin bağımsız karar verebilmesi, o ülkede yargının kökten bağımsız olduğunu göstermez. Siz halka yasamayı hem de yürütmeyi seçtirirseniz, iki ayrı güç yaratma ve iki gücün birbiriyle çekişme olasılığı ortaya çıkar. Eğer bu durumda yargınız da bağımsız değilse sizi bekleyen doğrudan doğruya dikta rejimidir" dedi.
Kanadoğlu şöyle devam etti: "Bunun gidişatı tarihten gelen, Türkiye'yi tek başına yönetme arzusudur. Bunun ardından 'yarı başkanlık' için değişiklik istekleri gelecektir. Ancak bazı ihtiraslara yarı başkanlık da yetmeyecektir. Türkiye Cumhuriyeti'nin ihtiyacı olan, ulus-devlet düşüncesinden başka bir şey değildir."[/quote]
"Cumhuriyet=HALK IKTIDARI demektir demokrasilerde. Her Cumhuriyet, cumhuriyette olmayabilir. Adi cumhuriyet olup, gücünü CUMHUR=HALK´tan almayan cumhuriyetlerde vardir. Eger Türkiye Cumhuriyeti; Türkiye Cumhuriyeti anayasasinda belirtildigi gibi laik, sosyal, demokratik bir cumhuriyet ise, iktidar gücü halktadir. Halkin sectigi Parlementodadir. Parlemento ise yine kendi denetimi ve atamasi altinda olan kurum, kurulus ve sahislarla bu iktidarini paylasir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasi, demokratik olmayan darbeciler anayasasi oldugundan, halkin iktidarini bazi kurum, kurulus ve sahislara birakmistir. Parlementoyu ise bu halkin yetki ve iktidar vermedigi sahis, kurum ve kuruluslara birakmistir. Bu nedenledir ki, mevcut "Türkiye Cumhuriyeti" tanimi yanlistir. Hicbir demokratik, muassir bir Cumhuriyet ile yönetilen ülkede, halkin iradesi; sahis, kurum ve kuruluslarin ellerine birakilmamistir.
Mevcut Anayasanin degistirilmesi, demokratiklesmek icin sarttir. Ancak bu sekilde iktidar gücü hususunda kurum, kurulus ve sahislar tartismasindan kurtarilabilirler. Mevcut yarginin, kurum ve kuruluslarin bagimsizliklarini iddia etmekte yanlistir. Hicbir sahis, kurum ve kurulus bagimsiz olamaz. Bagimsizlik; tabiatin kuralina aykiridir. Bagimlilik ve toleranz ile, gücler dengesi ölcüsüne uygun uzlasi saglanir demokratik ülkelerde. Kanadoglu´nun iddiasi yanlistir bu nedenle. Kimin, kimlerin emirlerinde, kimlere calisip, hizmet ettikleri bellidir mevcut kurum, kurulus ve sahislarin. Bu güclerin, güclerinin elden gitmesinin zararlari; arkasinda yatan kendi menfaatlerine ve bagli bulunduklari dis güclerine menfaatlerine aykiri olacagindan, halkin iktidarina karsi gelinmek istenilmektedir. Bunun baska bir sebebi olamaz.
Cumhurbaskani, Anayasa Mahkemesi, Danistay Mahkemesi, Yargitay Mahkemesi, TSK, YÖK kime baglidirlar ?, kime hizmet ederler ?, kime hesap verirler ? Halka hizmet veriyorlarsa, neden bu görevleri halktan talep etmekten, halkin kendilerini denetlemesinden kacarlar ?
Son günlerde "Atatürk ilke ve inkilaplarina hizmet" ettikleri iddia ediliyor bu sahis, kurum ve kuruluslarin.
Eger asil neden bu idi ise üzerinden 84 yil gectigi halde, neden secim sandigina giden Türkiye Cumhuriyeti vatandaslari, bu sahis, kurum ve kuruluslara "TOKAT" yapistiriyor ?
Demek oluyor ki, bu kaymak tabaka Atatürk´e, O´nun ilke ve inkilaplarina hizmet edememisler. Yoksa ????
"Bu ülkeyi siz kurtardiniz" diyen bir vatandasa Atatürk:
- Bu ülkeyi bu aziz millet kurtardi. dedi.
Yine Atatürk: Hakimiyet kayitsiz sartsiz bu milletindir. dedi.
Secimleri bu halka birakmak, iktidarin tümünü bu halka birakmamak, Atatürk karsitligi degilmidir ?
Türk Milletinin ne Türkiye Cumhuriyeti, ne Laiklik, ne milliyetcilikle hicbir problemi yok iken, problemleri varmis gibi göstermek, ya bakar körlük veyahutta, cikarlarin kaybolmakta oldugunu görmektendir.
Ulus devlet= halk devleti demektir....Buyrun halk iktidarina...
Yazar:
mim
Tarih:
13.5.07
0
Makale
Eklentiler: ittihadcilar