Sevgili Asena,
Birinci yazinizda sadece Atatürk´ten bahsederken ikinci yazinizda buna Türk Bayraginida eklemissiniz, sanki AB uyum paketleri, bayragimizi kullanmamizada karsi imis gibisine. AB kültürüne göre kendi Milli Bayraginizi istediginiz yerde, zamanda ve merkanda kullanabilirsiniz. Bu kullanimin siniri ise; bayragin irkcilik icin suistimaline kadardir.
TO BE OR NOT TO BE
Atatürk Portreleri gibi tüm portrelerin AB kültürüne göre simge niteliginde kullanilmasi dogru bulunmaz avrupa kültüründe.
Toparlarsak AB kültürüne göre kisileri tabulastiran, Dogmalastiran hersey yanlistir. Bu sadece Atatürk portresi icinde gecerli degerlidir. Yine ayni amaca hizmet edebilecek tüm anit, yapit, heykel ve büstlerde AB kültürüne göre yanlistir.
Neden AB kültürü tabulastirmalara karsidir ? sorusunu avrupaliya yöneltirseniz, alacaginiz cevap:
- Tabu ve Dogmalar bilimsel bir veri tabanina oturtulamazlar, hurafedirler. olur.
Sizin akliniza gelmeyen diger Avrupa kültürü ile bagdasmayanlar ise:
1. Ögrencilerin, memurlarin, ögretmenlerin, vs... ayni tip giyimleri,
2. Okullarin askeri kisla, ögrencilerin asker ve ögretmenlerin komutan gibi kullasnimlari.
3. Okula baslarken(hafta basi), okul bitiminde(hafta sonlari) ve sinif icerisindeki toplu marslar ve söylevler(günaydinlasma gibi)
4. Her türlü alanda kullanilan Masa arkasi, masa üstü, kapi üstü portreler,
5. Her türlü alandaki yapit, anit ve büstler.
6. Tabulastirilmis isimler
7. Ders kitaplarindaki, tanitim kitap ve brosürlerindeki tabulastirilmis isim, yazi ve resimler
...
...
Bunlarin hepsi AB kültürüne ve AB yasasina göre kaldirilacaklardir.
Eger karsi gelecekseniz, bunlarin hepsine karsi gelmeniz, daha dogrusu AB ye, tüm Avrupa kültürüne, hukukuna karsi gelmelisiniz.
M.Kemal Atatürk -benim bildigim kadari ile- 7 defa Berlin´e gitmisti ve Avrupayida cokl iyi bilirdi. Almanca´dan kitap tercüme edebilecek kadar, yabanci dil bilirdi.
Avrupayi, Avrupaliyi ve Avrupa kültürünü ve medeniyetini cok iyi bilmesine ragmen Atatürk bu tanidigi Avrupa uygarligini, medeniyetini yakalamamizi bize hedef olarak göstermisti.
Atatürk celiskiler icerisindemiydi yoksa ?
Yoksa Atatürk öldükten sonra onun mirasini alanlar ona ihanet mi etmislerdir ?
Eger Atatürk´ü hakikaten taniyorsak, hakikaten Atatürkcü isek, onun gösterdigi yolda yani Avrupa medeniyet cizgisinde gitmeye gayret etmemiz gerekir.
Dogma, Tabu degildi M.Kemal. Realistti....Avrupaci medeniyetci, kültürcü idi....
AB nin kültür ve medeniyetine HAYIR demeden önce Atatürk´ü kendimizin yeniden tanimaya calismasinda yarar vardir diye düsünüyorum.
Unutulmamalidir ki, her ülkenin, her milletin az veya cok, daha iyi, biraz iyi üstün insanlari vardir. Bu demek degildir ki, bu insanlar tabulastirilsin, ilahlastirilsinlar.
Avrupalli fasizmle beraber tabuculugu ve dogmaciligi mezara gömdü.
Türk toplumu iki ziddin arasinda bocaliyor ve iki ziddan birini secmek zorunda birakiliyor, AB´ye uyum dönemecinde.
Ya eski sistemle devam veyahutta ileriye.....yeniliklere...yeni medeniyete...
Oriyentalizmden yani 1000 e 1 ekleyip, 1001 gece masallari üretmekten vazgecmemiz sarttir, eger realist, modern ve muassir bir millet olmak istiyorsak.
Bu degisimlerin ne Atatürk´e, nede bu millete zarari olabilir. Hatta ve hatta Atatürk hakettigi en büyük mekan olan kalplere ve zihinlere naksedilir böylelikle.
Bismarck, Adenauer, Brandt,vs....ne kaybetti Almanya´da bu degisimlerle ki, Atatürk degerinden kaybetsin?
AB ye girmeyi birakiniz. AB hukukuna uyum cagdaslasmak, medenilesmek, muassirlasmak, sivillesmektir.
Medeniyet=Sivilizasyon
Sivilizasyon; sivillesmek demektir. Devlet yönetiminin sivillesmesi demektir.
Yil 2007 nin ortalari ve ne yazik ki, sivil bir yönetime halen sahip olmayan bir ülkeyiz. Kültür, Medeniyet fukarasi bir milletiz....
Bir ülkenin tüm yönetiminde bulunan kuruluslar sivil bir yönetimin elinde ise yani iktidar sivillerin elindeyse, o ülke medenidir, sivildir.
Asker ne muhtira verebilir ve nede darbe yapabilir medeni bir ülkede.
"Sivillesmeyi, medenilesmeyi secelim" derim.
Fikir7 Manset Haberler
17 Mayıs, 2007
Atatürk Portreleri kalkacak. (AB uyum)
Yazar:
mim
Tarih:
17.5.07
0
Makale
Eklentiler: ittihadcilar
16 Mayıs, 2007
Nerede Cumhur bugünkü bu Cumhuriyetin icerisinde ???
Nerede Cumhur bugünkü bu Cumhuriyetin icerisinde ???
[quote=Antares;120598]
Neden demokrasi diye bişeyin olduğunu işin ucu kendimize battığında anımsarız[/quote]
Demokrasi mücadelesi daima verilir anti-demokratik sistemlere karsi. Atatürk tek partili sistemden cok partili sisteme gecebilmek icin halkinda isteklerini karsilamak icin 2. Partinin kurulmasina izin verir.
O gündür bugündür ister bu millet özgürlügünü ve demokrasiyi...Fakat asker kökenli despot inönü yesermeden koparir bu özgürlük hareketinin kafasini.
O gündür..bugündür her 10 yilda bir susturulur bu ülkede demokrasi istemleri asker balyozu ile.
Demokrasi isteminde bulunan insanlarin güclü olmalari gerekir. Bu gücü olusturabilmek icin diger güclerle birlesir ve mücadele gücünü daha büyütmek icin. Ama asker balyozunun gücü tüm güclerden daha da sertti, güclü idi bu ülkede.
Belirtmek isterim ki, igne bize oldu bitti batiyor..sadece bizede degil, herkese batiyor. Ama bu arada bu özgürlük istemlerinin adlarida degisiyor, asli DEMOKRASI olsada.
Türkiye´de kurulan tüm devrimci hareketler, tüm partiler, tüm dernekler DEMOKRATIK HAKLAR icin kurulurlar. Adlari baska baska olsada.
Günümüz azinliklarindan Kemalist, Atatürkcü gecinen ama Atatürk ile yakindan uzaktan hicbir iliskisi olmayan kesimde demokratik haklari icin orduyu, cumhurbaskanini, anayasa mahkemesini, parlementoyu, Yök, vs..gibi kurumlari kullaniyor.
Yani her kes demokratik hak pesinde bu ülkede.
Eger bir azinlik "laiklik elden gidiyor" narasini atarak, korktugunu belirtiyorsa, ona gösterilmelidir, korkuya gerek olmadigi, tabiiki bu korkusu cidden varsa, korkulari oynmamiyorsa.
Aslolan DEMOKRASi´dir. Demokrasi icin, anti demokratik araclari kullanmakla, demokrasiye gidilemez.
Darbelerin zararini, darbelerin babasi olan bu laik gecinen azinlik yavas yavas derisinde hissederek, panige basladi bile.
Demokrasi; rey miktarina göre haklara razi olmak, bu sartlara göre birlikte yasamayi kabullenmekten demektir.
Eger halkin % 80 i kirmizi, % 20 si yesil diyorsa bir renge. Ortaya cikan renk 80 kirmizi renk+20 Beyaz renk pigmentlerinin karisimi olan renktir.
Buna tüm paylasimcilarin katilmasi sarttir demokraside.
Bugün ve 1946 dan beri icerisinde bulundugumuz tablo ise; % 20 lik azinligin renginin, diger % 80 lik rengin hic kaale almadan ortaligi kendi rengi ile boyamasindan baska birsey degildir.
Azinliklarin, cogunluk üzerindeki iktidarina cumhuriyet degil oligarsi denir. Cumhur=Halk
Cumhuriyet= Halk idaresi
Nerede Cumhur bugünkü bu Cumhuriyetin icerisinde ???
Yazar:
mim
Tarih:
16.5.07
0
Makale
Eklentiler: ittihadcilar
15 Mayıs, 2007
NEDEN ERMENi SOYKIRIMINI KABULLENDiK ?
TO BE, OR NOT TO BE ????
Arsivlerimizin acilmamasinin altinda tabiiki bircok neden yatiyor. Bu nedenler o kadar önemli olmalilar ki, ermeni soykirim iddialarini cürütebilecegimiz halde cürütmemmemiz bile göze aliniyor. Soykirim iddialarini cürütecek deliller, ermeni mezalimi olaylari, vs gibi, arsivlerimizde cok ama bunlari delil olarak kullanabilmek icin acmak gerekiyor bilim adamlarina.
Soykirim iddialarinma karsi koyup, cürütmek varken arsivleri acarak, acmiyoruz. Hangi sebep ve sebepler bu kadar önemli olabilir ?
Unutmayinki, arsivler kronik bir bütünlük icerirler. Yani bir kitaptan birkac sayfa alarak, birseyler ispat etmenizi hicbir bilim adami kabul etmez. Ermeni mezalimini ortaya koyacak deliller icerisinde ucu baska yerlere deyecek baska delillerde var. Yoksas Ermeni soykirimini cürütürken baska pislikler mi ortaya cikacak ki, bunlardan korkuluyor.
Erzurum, Igdir, Gaziantep, Maras arsivleri, bu sehirlerin halklarinin anlattiklarinin dogrulugunu delilleyebilecektir. Yani ermeniler Türklere karsi toplu katliamlar uyguladilar. Iste bu delilleri ortaya koyarak, ermeniler hakli olarak, "ermeniler tehcire zorlanmistirlar" denilebilir ve bu tüm dünyacada DOGRU kabul edilebilir. Fakat bu arsivlerin icerisinde-ayni zaman diliminde- Gaziantep´in Ermeniler öncülügünde Fransizlar tarafindan 2. isgali ortaya cikmis olacakltir. Antep´in 2. isgali ise Kilic Ali Bey´in ermenilerden rüsvet olarak aldigi altinlar karsiliginda satildigi gercegi de ortaya cikacaktir.
Arsivlerin acilmama nedenleride bunlardir.
Kisacasi "ermeni soykirimini kabul etmeyi", icimizdeki gercekleri ortaya cikartmama pahasina kabul etmektedir bizim devletimiz.
Yazar:
mim
Tarih:
15.5.07
0
Makale
Eklentiler: ittihadcilar
14 Mayıs, 2007
Hastaligin adi: YALNIZLIK.....
En Büyük Hastalik: YALNIZLIK...
Her iki cinsinde anatomiye, kültüre dayali olarak iyi ve kötü taraflari vardir."Kadin veya erkek üstündür" ifadesi bu nedenledir ki, yanlistir.Her ay ay hali olan kadinin icerisine düstügü biyolojik ve pdikolojik durum, onun toplum icerisindeki basarilarini cok etkiler. Erkeklik egosu tatmin edilemeyen erkek - toplumun cogunlugunu olusturur- hircinlasir, mantiktan uzaklasir, katki yerine zarar verir topluma.
Bunlar sadece birer örnektir her 2 cinsten.Cazgirlik elimden gelmedigi icin bayanlara birakirim cazgirlik bölümünü...Cenab-i Allah insanlari ayri ayri cinsiyetlerle gönderdi ki, biribirilerini tamamlasinlar.Ben, erkek olarak kadinlardan üstün oldugumu düsünmüyorum.
Bizler bir bütünün parcalari olabilirsek, el-ele, kol-kola, kafa-kafaya vererek herseyi göürebiliyorsak ortak hedefe, ne mutlu bize,Kadinlara ve erkeklere bicilen toplumsal mühendislik rolleri maalesef, tamamlayicilik özelliklerimizi bizden uzaklastiriyor, kendi kendimizi tamamlamaya yani self mastrubasyona bizi iteliyor.Avrupalilar bu noktaya geldiler.
"Benim karnim bana ait" diyen kadinlara erkeklerin verdigi cevapta "ben, bana yeterim" oldu. Simdi herkes kendi evinde tek basina. Cünkü herkes kendi basina bir bütün olabilecegini zannediyor ve iddia ediyor.Homoseksüelligin altinda yatan nedenlerin en altinda yatandabu degilmidir ?Neticede Avrupalinin tedavisi mümkün olmayan en büyük hastaligi ortaya cikti.
Bu hastaligin adi: YALNIZLIK.....
Tekilci degil....cogulcu olabilmek gerek...Cogulculuk, tekilcilikten zor olsada...
Bu sadece özel hayat icin degil, yasamin her alaninda gecerlidir.
Tatmin olmaz, buldukca, bunariz....
BÖLÜM-1UMUTLARIMIZ YANLIS OLABiLiR Mi ?"
Misafir ummdugunu degil, buldugunu yer" Hepimiz bu dünyada misafiriz ve umdugumuzu degil, buldugumuzu yiyebiliriz bu dünyada. Bu siistem arkadaslik, evlilik, biröliktelik icinde gecerlidir.Nefsin yapisi icabi yani cenab-i allahin fitrati icabi daha iyi, daha güzel, daha cok, daha büyük, daha coklara meyilliyizdir.
Tatmin olmaz, buldukca, bunariz....
Lust an Unfrieden = kötülere olan istek der Elster Willar. Insanlar kendilerini mutlu etmeyeni arzularlar aslinda. Bunun icinde insanlik tarihindan cok cok örnekler verir.
"Gelen, gideni aratir" der bizdeki bir ata sözü de.Demekki, insanlar bulduklarini degil, umduklarini ariyorlar, aradikcada da bulamiyor ve mutsuz oluyorlar.Mutsuzluklarin temelinde yatan umduklarinin yanlisliginda yatabilir mi ?Baska carede yok galiba, mutsuzluklarin altinda yatabilen."Ellerim bos, bos mu kalacakti..Ümitlerim hep yok mu olacakti.." sarkisi da kulaklarimda cinliyor yani....
Eger istek olursa 2. Bölüm ile konuyu mim´lemeye dogru gidebilirim...
13 Mayıs, 2007
Soykirim, Yahudiler, Ermeniler, Kürtler ve Türkler
KiMiN ARKASINDA KiM VAR iDi ?
Yahudileri ermenilere, ermenileri kürtlere kirdirtan Almanlar unutuluyor daima.....Unutulmamalidir ki, bu olaylar esnasinda bu yörelerin en büyük mülki amirleri Almanlardi. Enver Pasa da kuklasiydi Almanlarin. Sander von Liman´in...
Nerde bu yillarin arsivlerini tam ortaya koyacak Türk tarihcileri ?
Yazar:
mim
Tarih:
13.5.07
0
Makale
Eklentiler: Soykirim meselesi
Futbol Federasyonu ve Denetimi
MUZ CUMHURiYETi MiDiR TÜRKiYE CUMHURiYETi ??Futbol Federasyonu´nun arkasinda , para aklama gibi cok pisliklerin cevrildigini ve bu kurumun bir "illegalite maskesi" olarak kullanildigi iddialarida var AP de.Daum, Hakan Sükür transferlerinde -henüz delillere ulasamamasina ragmen- pislikler cevrildigi süphesi dolasiyor ortada.FiFA´nin defterlerinin incelenmesi ile bazi bilgiler -belki- elde edilebilir.Unutulmamalidir ki, demokrasi, anarsi demek degildir. Milletin sectigi Parlementonun yasama+Yürütme+Yargi organlari ile bu ülkede denetleyemeyecegi hivbir kurum, kisi veya kurulus olamaz.Futbol Federasyonu´ da denetlenmelidir. Futbol Federasyonu´nun buna karsi gelmesi de yanlistir. Türkiye Cumhuriyeti´nde Parlemento disinda, Parlemento denetimi disinda ne sahis(lar), ne kurumlar ve nede kuruluslar olabilir.Bu avrupada böyle iken, yoksa Türkiye Cumhuriyeti icerisinde Futbol Federasyonu´nu gibi baska Cumhuriyetler mi vardir.Tüm Spor Kulüplerinin ticari isletmeler olduklari halde vergilendirme gibi ticaret kanunlarindan muaf tutulmalarida mümkün degildir demokratik bir serbest piyasa ekonomisinde.Parlementonun Futbol Federasyonu´na göstermesi sart, burada bir Afrika Cumhuriyeti´nin olmadigini...Unutulmamalidir ki, Futbol Federasyonunu FIFA -sadece- sportif faaliyetlerde- uyarma yetkisine sahiptir.Futbol Federasyonunu Basbakana bagli ve T.C. Parlementosunun denetimine tabidir hukuken.
Yazar:
mim
Tarih:
13.5.07
0
Makale
Eklentiler: Derin Devlet
Hakimiyet kayitsiz sartsiz bu milletindir.
Hakimiyet kayitsiz sartsiz bu milletindir. Atatürk
[quote=kanadoglu1903;118952]
"Anayasa Mahkemesi'nin bağımsız karar verebilmesi, o ülkede yargının kökten bağımsız olduğunu göstermez. Siz halka yasamayı hem de yürütmeyi seçtirirseniz, iki ayrı güç yaratma ve iki gücün birbiriyle çekişme olasılığı ortaya çıkar. Eğer bu durumda yargınız da bağımsız değilse sizi bekleyen doğrudan doğruya dikta rejimidir" dedi.
Kanadoğlu şöyle devam etti: "Bunun gidişatı tarihten gelen, Türkiye'yi tek başına yönetme arzusudur. Bunun ardından 'yarı başkanlık' için değişiklik istekleri gelecektir. Ancak bazı ihtiraslara yarı başkanlık da yetmeyecektir. Türkiye Cumhuriyeti'nin ihtiyacı olan, ulus-devlet düşüncesinden başka bir şey değildir."[/quote]
"Cumhuriyet=HALK IKTIDARI demektir demokrasilerde. Her Cumhuriyet, cumhuriyette olmayabilir. Adi cumhuriyet olup, gücünü CUMHUR=HALK´tan almayan cumhuriyetlerde vardir. Eger Türkiye Cumhuriyeti; Türkiye Cumhuriyeti anayasasinda belirtildigi gibi laik, sosyal, demokratik bir cumhuriyet ise, iktidar gücü halktadir. Halkin sectigi Parlementodadir. Parlemento ise yine kendi denetimi ve atamasi altinda olan kurum, kurulus ve sahislarla bu iktidarini paylasir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasi, demokratik olmayan darbeciler anayasasi oldugundan, halkin iktidarini bazi kurum, kurulus ve sahislara birakmistir. Parlementoyu ise bu halkin yetki ve iktidar vermedigi sahis, kurum ve kuruluslara birakmistir. Bu nedenledir ki, mevcut "Türkiye Cumhuriyeti" tanimi yanlistir. Hicbir demokratik, muassir bir Cumhuriyet ile yönetilen ülkede, halkin iradesi; sahis, kurum ve kuruluslarin ellerine birakilmamistir.
Mevcut Anayasanin degistirilmesi, demokratiklesmek icin sarttir. Ancak bu sekilde iktidar gücü hususunda kurum, kurulus ve sahislar tartismasindan kurtarilabilirler. Mevcut yarginin, kurum ve kuruluslarin bagimsizliklarini iddia etmekte yanlistir. Hicbir sahis, kurum ve kurulus bagimsiz olamaz. Bagimsizlik; tabiatin kuralina aykiridir. Bagimlilik ve toleranz ile, gücler dengesi ölcüsüne uygun uzlasi saglanir demokratik ülkelerde. Kanadoglu´nun iddiasi yanlistir bu nedenle. Kimin, kimlerin emirlerinde, kimlere calisip, hizmet ettikleri bellidir mevcut kurum, kurulus ve sahislarin. Bu güclerin, güclerinin elden gitmesinin zararlari; arkasinda yatan kendi menfaatlerine ve bagli bulunduklari dis güclerine menfaatlerine aykiri olacagindan, halkin iktidarina karsi gelinmek istenilmektedir. Bunun baska bir sebebi olamaz.
Cumhurbaskani, Anayasa Mahkemesi, Danistay Mahkemesi, Yargitay Mahkemesi, TSK, YÖK kime baglidirlar ?, kime hizmet ederler ?, kime hesap verirler ? Halka hizmet veriyorlarsa, neden bu görevleri halktan talep etmekten, halkin kendilerini denetlemesinden kacarlar ?
Son günlerde "Atatürk ilke ve inkilaplarina hizmet" ettikleri iddia ediliyor bu sahis, kurum ve kuruluslarin.
Eger asil neden bu idi ise üzerinden 84 yil gectigi halde, neden secim sandigina giden Türkiye Cumhuriyeti vatandaslari, bu sahis, kurum ve kuruluslara "TOKAT" yapistiriyor ?
Demek oluyor ki, bu kaymak tabaka Atatürk´e, O´nun ilke ve inkilaplarina hizmet edememisler. Yoksa ????
"Bu ülkeyi siz kurtardiniz" diyen bir vatandasa Atatürk:
- Bu ülkeyi bu aziz millet kurtardi. dedi.
Yine Atatürk: Hakimiyet kayitsiz sartsiz bu milletindir. dedi.
Secimleri bu halka birakmak, iktidarin tümünü bu halka birakmamak, Atatürk karsitligi degilmidir ?
Türk Milletinin ne Türkiye Cumhuriyeti, ne Laiklik, ne milliyetcilikle hicbir problemi yok iken, problemleri varmis gibi göstermek, ya bakar körlük veyahutta, cikarlarin kaybolmakta oldugunu görmektendir.
Ulus devlet= halk devleti demektir....Buyrun halk iktidarina...
Yazar:
mim
Tarih:
13.5.07
0
Makale
Eklentiler: ittihadcilar
DARBECiLER ve MÜSERREF
DARBECi MÜSERREF ve SONUNUN YAKLASMISLIGI ??
Darbe ile iktidari zorla gasp eden bir darbecidir Müserref.
Halka ragmen, halkin silahini kullanarak halki kendi ülkesinde, kendi hapishanesinde uzun süre tutabilmesi hangi darbeciye, hangi diktatöre nasip olabilmis ki, Müserrefe nasip olsun uzun yillar ?
Müserref Türkiye´de yapti yüksek tahsilini ve bizim darbecilerden ögrendi darbeciligi.
Ama onun ögrenemedigi, milletin darbecilere karsi olan kini ve bu kinin durdurulmasinin imkansizligidir.
Bizdeki darbeciler devlet kasasini soyar, kirintilarla birlikte sivil yandaslarina teslim ederlerdi iktidari. Bu iktidarlarda 5 yil kadar kandirabilirlerdi halki. Ondan sonra toparlardi halk kendini ve birlestirirdi milli unsurlarini darbecilere ve darbecilerin siyasi parti, kurum ve kuruluslarina karsi.
Ne zamanki halk darbe yapacaktir bu darbecilere ve yandasi siyasilere yeniden bir darbe yapilirdi.
Bu senarya tekrarlanirdi her 10 yilda bir defa Türkiye´de.
Gectigimiz ay icerisinde bir darbe girisimine yine tanik olduk. Fakat halkin darbecilere ve yandasi siyasilere karsi fikren ve fiilen hazirlikli oldugunu görüp, korkan bu darbeciler ve sivil yandasi parti, kurum ve kuruluslar; kurduklari yeni partilerle, toplumu kandirip, arkalarina almaya soyundular simdi.
Müserref´in haberi yok Türkiye Cumhuriyeti tarihinden galiba...
"Ne mümkün zulm ile bidad ile hürriyet,
Calis idraki kaldir ademiyetten" der bir sairimiz.
Darbelerle, silahlarla, zorbaliklarla halkin "HÜRRIYET" istemleri bastirilamaz. Bastirilabilmesi icin, insanlarin idrak gücünün ortadan kaldirilmasi sarttir.
Buda mümkün olmadigina gööre Müserref ve bizdeki Müserreflerin kendilerine gelmeleri gerekir artik.
Yazar:
mim
Tarih:
13.5.07
0
Makale
Eklentiler: ittihadcilar
Futbol Federasyonu denetlenemez mi ?
MUZ CUMHURiYETi MiDiR TÜRKiYE CUMHURiYETi ??
Futbol Federasyonu´nun arkasinda , para aklama gibi cok pisliklerin cevrildigini ve bu kurumun bir "illegalite maskesi" olarak kullanildigi iddialarida var AP de.
Daum, Hakan Sükür transferlerinde -henüz delillere ulasamamasina ragmen- pislikler cevrildigi süphesi dolasiyor ortada.
FiFA´nin defterlerinin incelenmesi ile bazi bilgiler -belki- elde edilebilir.
Unutulmamalidir ki, demokrasi, anarsi demek degildir. Milletin sectigi Parlementonun yasama+Yürütme+Yargi organlari ile bu ülkede denetleyemeyecegi hivbir kurum, kisi veya kurulus olamaz.
Futbol Federasyonu´ da denetlenmelidir. Futbol Federasyonu´nun buna karsi gelmesi de yanlistir. Türkiye Cumhuriyeti´nde Parlemento disinda, Parlemento denetimi disinda ne sahis(lar), ne kurumlar ve nede kuruluslar olabilir.
Bu avrupada böyle iken, yoksa Türkiye Cumhuriyeti icerisinde Futbol Federasyonu´nu gibi baska Cumhuriyetler mi vardir.
Tüm Spor Kulüplerinin ticari isletmeler olduklari halde vergilendirme gibi ticaret kanunlarindan muaf tutulmalarida mümkün degildir demokratik bir serbest piyasa ekonomisinde.
Parlementonun Futbol Federasyonu´na göstermesi sart, burada bir Afrika Cumhuriyeti´nin olmadigini...
Unutulmamalidir ki, Futbol Federasyonunu FIFA -sadece- sportif faaliyetlerde- uyarma yetkisine sahiptir.
Futbol Federasyonunu Basbakana bagli ve T.C. Parlementosunun denetimine tabidir hukuken.
Yazar:
mim
Tarih:
13.5.07
0
Makale
Eklentiler: Kurum ve Kuruluslar